Yarışma - kadınların mürekkebinden ’ten ve tutku’akacak

Kaos GL

Sayı: 98, Sayfa: 52

2008’de üçüncüsü düzenlenecek Kadın Kadına Öykü Yarışması’nın teması "Ten ve Tutku” olarak belirlendi. Başvuruların 11 Nisan’da sona ereceği yarışmanın ödül töreni 1219 Mayıs 2008 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’da yapılacak. Bu yılın sürprizi ise; üç sene boyunca yarışmaya katılmış öykülerin kitaplaştırılacak olması. Ayrıntılı bilgi www.kaosgl.org’da!

Bugüne dek, kadınların kadınlara olan aşkını anlatan filmler, romanlar ve öykülerde canavarlaştırılmış lezbiyenleri ve biseksüel kadınları gördük. Sonu hep mutsuz biten, ruhsal çalkantılar içinde gidip gelen, şiddetle bezeli, yaralayıcı ilişkilere tanık olduk. Oysa biz lezbiyenler ve biseksüel kadınlar, mutlu ve umutlu biten öykülerimizin de olduğunu biliyorduk ve kurgu ya da gerçek, kendi hikayelerimizi kendimiz anlatalım, mutluluklarımızı paylaşalım, bizi görmezden gelenlere, hiçe sayanlara, duygularımızın üzerinde tepinenlere inat, birbirimize öykülerimizle gülümseyelim istiyorduk. İlkini 2006 yılında düzenlediğimiz "Kadın Kadına Öykü Yarışması" da belleklere kazınmış karanlık imajı silme ve kendi öykümüzü kendimizin anlatabilmesi ihtiyacından doğdu.

İlk sene "Mutlu Aşk Vardır" diyerek yola çıktık. Geçen yıl da "İlk Adım, İlk Kadın, İlk Aşk" dedik ve ilk aşklarımızı anlatan öyküler okuyalım istedik. Bu sene ise yarışmamızın temasını "Ten ve Tutku" olarak belirledik.

neden "ten ve tutku"?

Çünkü lezbiyenlerin ve biseksüel kadınların cinselliği, ya porno sektöründe çıkıyordu karşımıza ya da şiirsel, masumane, meleksi dokunuşlardan, sarılışlardan ibaretmiş gibi yansıtılıyordu.

Ya üçlü ilişkilerde haz artırıcı bir obje olarak yer alıyorduk bu fonda ya da "dokunma kelebeği" olarak... Oysa romantik dostluklardan ibaret değildi yaşadığımız; kasıp kavuran sevişmelerimiz de vardı. Ama başkaları için, başkalarının görsel estetiği için sevişmiyorduk biz.

Cinselliğimizin artık, erkeklerin hayal dünyasından çıkma satırlarla değil, kadınların kaleminden dökülenlerle anlatılmasını istiyorduk. Cevaplarını bulmak istediğimiz sorular ve yıkmak istediğimiz tabular vardı. Ayıplanan, utanmamız gerektiği iddia edilen cinselliğimiz, aşklarımız, toplumsal değerlerle yargılanan, dar çerçevelere oturtmaya zorlandığımız ilişkilerimiz...

İşte bu kalıpları hep birlikte kıralım, içimizden geldiği gibi yaşamanın ve bunu paylaşmanın tadını çıkaralım istediğimiz için "Ten ve Tutku" dedik.

öyküler kitapta toplanıyor

En büyük hayalimizdi öykülerimizi bir kitaba dönüştürebilmek, kadın kalemi ve emeğini görünür kılmak, yazımızı belleğimize kaydedebilmek... Bu hayalimiz nihayet gerçek oluyor: Kaos GL’li Kadınlar, üç sene boyunca yarışmaya katılan bütün öyküleri tek bir kitapta topluyor. Sözümüze, sesimize daha çok kadın ulaşabilsin diye...

ödüllerden ödül beğen

Ödüllerimize gelince... Birinci olan öykünün sahibi 300 YTL ya da iki kişilik bir hafta sonu tatili kazanacak. İkinciliğe değer görülen yarışmacımızı ise 200 YTL ya da hoş bir restoranda iki kişilik leziz bir akşam yemeği bekliyor. Yarışmanın üçüncüsü ise 100 YTL ya da sürprizlerle dolu bir tutku sepeti arasında karar verecek.

Sen de "öykümü ben anlatmak istiyorum artık" diyorsan ten ve tutkuya bulanmış sözcüklerini bekliyoruz.

kaosgl’li kadınlar

 

tarih yazıyorduk

lale düşnar

"Kadın Kadına Öykü Yarışması"nın ilkini 2006 yılında düzenlemiştik. Nahoş bir imajı silmeye, kuralları silkelemeye yönelikti bu yarışma. Bugüne dek yüzyüze bırakıldığımız şiddet dolu, gel-git akıllı, itici ve yaralayan tiplemelere karşı çıkmak, bizlerin de mutluluğu herkes gibi yaşadığını göstermekti amacımız. İlk yılın öyküleri biraz tutuk, biraz ürkekti. Katılımcıların çoğu eşcinsel mücadelede yer almış kadınlardı; politik yanları da yansıdı öykülere, kaçınılmazdı. Herkesin bir ödülü olsun, bu cesaret karşılığını bulsun istedik jüri olarak. İkinci yıl öyküler daha doğal bir havaya büründü, cinsellik telaffuz edilmeye başladı. Öykü sayısı biraz daha arttı. Duyduğum heyecanı, coşkuyu tarif etmek zor; hem "ilk" oluşu yüzünden, hem de bizi bizden dinlemenin yarattığı keyiften. Yaşarken, sıradanmış gibi görünen bazı şeylerin aslında "tarih yazmak" olduğunu hissetmek bile tüylerini ürpertiyor insanın.