Hormonlu Domates Nasıl Başladı?

Söyleşi: Umut Güner

Sayı: 159, Sayfa: 51

Hormonlu Domates ödülü sanırım hepimizin katılmaktan keyif aldığı “anketlerin” başında yer alıyor. Mizah sayısı yapmaya karar verdiğimiz de “Hormonlu Dometes Ödüllerinin” nasıl çıktığını hatırlamak istedik. O dönem Lambdaistanbul’un Medya Komisyonu’nda yer alan Yener Bayramoğlu ve Bawer Çakır’a mikrofon uzattık.

Yener: Erman Toroğlu o yıl (2005) “Hormonlu tavuk yemeyin, yoksa homoseksüel olursunuz” açıklamasını yapmıştı. 2005’te hormonlu tavuk, hormonlu sebze, hormonlu meyve tartışmaları medyanın gündemindeydi sürekli. Biz de aynı dönemde, Lambdaistanbul’da kurduğumuz yeni medya komisyonu toplantılarında medyada ses getirmemiz gerektiğini konuşuyorduk sürekli. Böylece homofobi ve transfobiye dikkat çeken bir ödül verelim fikri doğdu. Hali hazırda Erman Toroğlu yaptığı açıklamayla medyada ses getirince, biz de bundan faydalanalım dedik. Hormonlu tavukta değil de hormonlu domateste karar vermemizin nedeni ise, birine domates fırlatmanın toplumsal hafızada bir yeri olmasıyla alakalı. Birini lanetlemek, rezil etmek ya da protesto etmek istiyorsanız o kişiye domates (ya da yumurta) atarsınız.

Bawer: Erman Toroğlu ödüle vesile olduğu için “tüm zamanların en çok hak edeni” denebilir. AKP ise LGBTİ’lere yönelik şiddeti ve ayrımcılığı durdurmadığı, bilakis daha da artmasını sağladığı için ve LGBTİ’leri yok saymayı giderek resmi bir devlet politikası haline getirdiği için en çok hak edenlerin başında geliyor. Ayşe Kulin ise bence hatalı bir tercihti. Onu aday göstermek ve ödül vermek yerine kendisiyle iletişime geçilip diyalog kurulabilirdi sanki. Ki kendisi de ödülü aldığına çok üzüldüğünü söylemişti. Kadın haklı tabii, Melih Gökçek’le birlikte ödül aldı. (Gülüyor)

Yukarıda da dediğimiz gibi amacımız homofobiye ve transfobiye dikkat çekmekti. Bunda ilk yola çıktığımızda da başarılı olduğunu düşünüyorum. Tabii bunda dönemin şartları da etkili oldu. Bir özgürlük dalgası -hele ki bugünden bakınca- vardı ve LGBTİ hareketi güzel bir ivme yakalamıştı. Hem görünürlük artıyor hem de daha fazla sesimiz çıkıyor ve dinleniyordu. Bunun da etkisiyle ödüller hem basında geniş yer buldu hem de heyecanla beklenir hale geldi.

Yener: Hürriyet gibi belli başlı gazeteler gerek adaylar açıklandığında, gerek ödüller dağıtıldığında haber yapmışlardı. Hatta Erman Toroğlu’na fikri sorulmuştu, o da bu ödüle layık görüldüğü için gurur duyduğunu söylemişti. Ödül alan başka isimlere de homofobi ödülü “kazandıkları” söylenmiş, bazıları buna itiraz etmiş bazıları üzülmüş kimisi de Toroğlu gibi tepkiler vermişti.

Bawer:
Bugün ödül artık yine dönemin şartları nedeniyle basında kendisine yer bulamıyor, ödül alanlara ulaşamıyor ne yazık ki. LGBTİ hareketine giderek kapılarını kapatan bir ana akım medya var artık ve etkinliklerin de yasaklanmasından anlıyoruz ki iktidarın uygulamaya başladığı bir planı var. Bu şartlarda bu ödülü vermek ne kadar anlamlı açıkçası pek emin değilim. Bu kadar emek verilen bir şeyin arzu edilen etkiyi yaratamaması elbette ki bu dönemin karanlığıyla ilgili. Sakın Onur Haftası organizasyonuna madi koli attığımız düşünülmesin. Ancak, naçizane bir öneri olarak hormonlu domates ödülüne format atmayı düşünmelerini önerebilirim.

Biz bu ödülü ilk vermeye başladığımızda önce pozitif bir ödül düşünmüştük (çilekli bir şeydi ama tam hatırlamıyorum şimdi). LGBTİ hakları için bir şeyler yapan insanları ve/veya kurumları onore etmek gibi bir fikirdi. Ancak, daha sonra zaten yapmaları gereken şeyi yapıyorlar diye neden ödül verelim denmiş, fikir rafa kaldırılmıştı. Tabii bunun denmesinin nedeni biraz da işte yine dönemle ilgiliydi. Ancak bugün, manzara aleyhimize gelişirken, hormonlu domates ödülü yerine şu karanlık zamanlarda LGBTİ hakları için bir şeyler yapan, riskler alarak söz söyleyen, taleplerde bulunan insanlara pozitif bir ödül vermek, hem onları hem de başka insanları cesaretlendirmek daha faydalı olabilir gibi geliyor bana. Elbette bu bir öneri. Kararı organizasyondaki arkadaşlar verecektir.