parça pinçik

Mübo

Sayı: 159, Sayfa: 52-53

“internete girerken maske ve eldiven kullanalım. yanımızda sulandırılmış talsit ve limon bulundurmayı ihmal etmeyelim. evlerimizi düzenli olarak havalandıralım. modemimizi çamaşır suyuyla dezenfekte edelim.”

·        ingiltere?de ?yalnızlıktan sorumlu? bir bakanlık kuruluyomuş. başbakanları demiş ki, “sivil toplum örgütleriyle beraber çalışacağız, yalnızlıktan ötürü acı çeken kalmayacak,  ingilteremizde kimse çayını kahvesini yalnız içmeyecek.” sosyal devlet diye buna derim. bizim yerli ve milli devletimiz asosyal. insan bi "yalnızlık allaa mahsus bakanlığı" kurar. 

·        muhtasar beyanname diye bi şe var, kurumlar tarafından vergi dairesine bildiriliyo, 3 ayda bir. ohal gibi, her 3 ayda bir. 

·        2018 sonuna kadar matematiğimizi geliştirmemiz lazım. kaç tane 1603 tl?ye sıfır araba alınır hesaplayamıyos, mahçup oluyos hükümete. duydum ki 1603 tl?yi beğenmeyen beyfendiler varmış. olaya aristo mantığıyla yaklaşıp, hanfendiler beğenmiş demek ki diye düşündüm. biliyonus akape sayesinde umumi tuvaletler 1 tl oldu. eski türkiyağmızda 1 milyon?a defi hacet ediyorduk. monşerlerin tu kaka dediği asgari ücretle günde 53.43 kere defi hacet edilir ki böyle bi totoş piyano ve saati olan da bile yoktur. eriştiğimiz muasır medeniyet seviyesini görmezden gelmemeliyiz. 

·        yargıtay bi boşanma davasında, eve gelen konuklara misafirperver olmayan, gerekli ilgi ve alakayı göstermeyen kadını kusurlu bulmuş. . bi çay daha içmeden bırakmayalım konuklarımızı ki yuvalar dağılmasın. konukları uğurlarken kapının önünde en az 25 dakka sohbet etmeyi ve "bunu saymıyom gene gel" demeyi unutmayalım. 

·        eski türkiyağmızda "hükümet zammını al başına çal" diye bi slogan vardı. adımlarımıza uygun bi ritmi, hoş bi ezgisi vardı. anadol arabalar gibi meraklısı dışında kullananı kalmadı caağnım sloganın. gelişen teknoloji karşısında bağzı değerlerimizi yitiriyoruz, yazık. 

·        hani fotolarda, filmlerde akıllı akıllı duran, mamasını döküp saçmadan yiyen, kitap okuyan, miskin miskin uyuyan kediler var ya gerçek değil. O sahneler kedilerin senaryo gereği, rol icabı yaptıkları şeyler. gerçek hayatta kediler, evin bi başından diğer başına kopa kopa koştururken halı kilim ne varsa uçuran, koltuklardan masa ve/veya sehpaya uçarken şunu bunu deviren kuduruk canlılardır. 

·        peyami safa?yla necip fazıl bohem hayatı yaşayan yakın arkadaşlarmış. lakin bohem hayat için de para lazımmış. peyami safa, server bedi takma adıyla, para kazanmak için cingöz recai öyküleri yazmaya başlamış ve para da kazanmış. necip fazıl?da peyami safa?nın evinde ekmek elden su gölden bohemlik yapıyomuş. hatta gemi öyle azıya almış ki "ben peyami?nin evinde, peyami cingöz recai?nin evinde kalıyo" şeklinde espirikler yapıyomuş. sonra peyami safa?nın kazandığı paraya ve üne gıpta edip kendi adıyla bi polisiye yazmış. hemi de ?kapalı oda? polisiyelerinden. saçma sapan bi roman olmuş o da. kendi bile anmamış adını. bi tarih dergisinde okudum. dik duruşa örnek neciptir dediler, anlatayım ozman dedim. 

·        kadınlar tuvaletinin önünde nöbet tutup, içerden çıkan erkeklerin pipisini kescem. böylece sağa sola işeyemeden temiz temiz kullanacaklar. ben de sinirlenmicem. benim için küçük, insanlık için büyük bi adım olcek. 

·        eski türkiyağmızda hükümetler önümüze "acı reçete" koyardı, ağzımız ayrı cebimiz ayrı yanardı. hatırlarsınız "hükümet istifa" diye az yürümedik. yepisyeni ülkemizde "küçük tatlı zamlar" hediye ediyolar biz sevgili halklarına. böylece ağzımız yanmıyo, yürüyüp yorulmak zorunda kalmıyos. istifaya davet etcek bi hükümet de kalmayınca rahat ettik walla. kıymet bilelim. 

·        tarhana, anneler tarafından yapılıp, evde içilen bi halk çorbasıdır. yemekhane, lokal, lokanta gibi yerlerde tüketilmesi türk aile yapısına uygun değildir. işyerlerinde karnabahar ve yoğurtla kombinlenmesi ise çalışanların hayattan soğumasına sebebiyet verebilir. tikkat edelim, yapmayalım böyle şeyler. 

·        eski türkiyemizde hükümet diye bişe vardı. canımızı sıkarsa istifaya davet ederdik. bi zam yapardı, beğenmezdik "al başına çal" derdik. bağzı sebeplerden ötürü düşebilen bi bünyesi vardı. bi keresinde esnafın biri yazarkasayı kaldırdı attı da kasa kırıldı, hükümet düştü. yeni türkiyemizde böyle sorunsallar yok. işçi kendini yaktı, bi hükümet olsa düşerdi. 

·        işyeri hekimi geliyo, ne kaa meraklı erkek varsa odasına doluşup bi yandan lak lak ediyo bi yandan kimin ne ilaç yazdırdığına bakıyo. Bi gün iki büklüm dalacam odaya "ayy regl sancılarım çok fenaaa, ellerim şiş şiş, derdime bi çare doktor civanım" diyiverecem. 

·        kılışdar başgan?ın niye "ada alcam" diye tutturduğunu buldum. kurban arefesi pazartesiye geliyo, onu tam gün yaparlar. 18 ağustos?tan sayarsak 9 gün tatil cepte. tatilin hesabını yapıyo da hiç demiyo cin. kınıyorum bu lüzumsuz ketumluğu. bu arada 19 mayıs hariç resmi bayramlar hafta içine denk geliyo. fena bi yıl olmaz belki. 

·        babam, rahmetli nuh amca kadar olmasa da iletişime önem veren bi insandır. sene 73?de hiç üşenmemiş, ulus postanesine gitmiş. 5 tl kayıt parası yatırıp, telefon bağlatmak için sıraya girmiş. 4 sene sonra sıra gelmiş, telefonu bağlamışlar. sene 77 olduğunda evimizde, ahizesini iki elimizle anca tutabildiğimiz kallavi bi telefon vardı. eş, dost ve akrabalarımızın hepsine henüz sıra gelmediğinden arayabileceğimiz kimse az olsa da mutluyduk. sene 1999?da da gitti bi telefon aldı kendisine. bilmem ne model. biz önce araba tekerine koncak takoz sandıydık, meğer kablosuz alo şeysiymiş. evimizdeki çevirmeli telefon ile ilgili bi anım var, unutturmayın onu da anlatayım. 

·        teknolojik gelişmelerin günlük hayat üzerindeki etkilerini eleştiren bi erkânımız, internetten için “zehir evin içine girmiş vaziyette. bu tehlikeden kurtulmamız lazım" dedi. internete girerken maske ve eldiven kullanalım. yanımızda sulandırılmış talsit ve limon bulundurmayı ihmal etmeyelim. evlerimizi düzenli olarak havalandıralım. modemimizi çamaşır suyuyla dezenfekte edelim. mikrop kaparız allah korusun. 

·        tez hazırlamak bayaa kolaylaştı yeni türkiyemizde. derleme ve/veya fihrist yöntemiylen tez yazılabiliyo. ?osmanlıdan günümüze menemende soğan sorunsalının II. cihan harbine etkisinin rus klasiklerindeki yeri ve öneminin derlenip toparlanması fihristi? adlı bi tez hazırlıyom. yök?e suncam. 

·        simcity diye bi oyun vardı. bi keresinde vergileri artırdım deney amaçlı, isyan çıktı, şehir karıştı, sistem çöktü vs. gazoza ötv gelmiş %10, ordan geldi aklıma. 

·        meclis genel kurul dövüşmelerinde bi mikrofon kaybolduydu ya noldu o? bulundu mu? bi ara çalındı falan dendi. belki biri birinin kafasına attı kırıldı. bi yıl oldu aydınlatılmadı olay. demişbaş kaydı vardır onun, işlem yapmak lazımdır. 15 bin yuroluk dediydiler, zimmet çıkar allah korusun. benden söylemesi, hoş değil bu adam sendecilik. 

·        kuaförde bi ürünü "bu ne ki?" diye sormaya korkuyorum. hemen diyolar ki "abla o mucize yaa, sana lazım". saçın maskesi mi?, kremi mi?, serumu mu? niye bana lazım arkadaş?! ama artık akıllandım. ürünün adını bi güsel ezberliyom, olay yerinden ayrılınca gugıla soruyom. 

·        eskiden defter şeklinde kimlikler vardı. nüfus hüviyet cüzdanı yazıyodu üstünde. negzeldi. keşke gene ondan yapsalar. hayatımızdan notlar düşerdik sayfalarına. anımızı neym yazardık. yeni kimlikleri sevmedim ben. kartvizite benziyo. vatandaş şeysi değil de müşteri tanıtım kartı gibi bişe. 

Çizimler: Florhasan