Gullümünü Yitirmeyen Bir Karikatür İçin Buluşma

Kaos GL

Sayı: 159, Sayfa: 54-55

El yordamıyla, yoldaşça, güllümle mizahın peşine düştüğümüz Queer Karikatür Atölyesi’nin yuvarlak masa notlarından: Mizah dergilerinin hali de belli, bu halde olmalarının sebebi biraz da bu hetero erkek dili.

Mizah yalnızca, erkek çizerlerin domine ettiği, okuyucuları yalnızca “heteroseksüel erkeklermiş” gibi komik üreten, cinsiyetçi ve heteroseksist stereotiplerin ısrarla yeniden üretildiği karikatür dergilerinde üretilmiyor. Bedenimiz, kararlarımız, cinselliğimiz, emeğimiz üzerinde kurulan tahakküme karşı isyanımızın, yan yana gelişimizin, el ele tutuşmamızın da mizahı var. Anlatılmayan ve anlatamadığımız hikâyelerimizin de…

Bu hikâyelerin peşine düşmek, ayrımcılığın mizahın kendisi değil ancak mizahın konusu olabileceğini göstermek için esprimizi, boyamızı, kalemimizi, fırçamızı alıp 10 Şubat Cumartesi günü İstanbul’da çizer ve LGBTİ aktivistleri ile bir araya geldik.

El yordamıyla, yoldaşça, güllümle mizahın peşine düştüğümüz Queer Karikatür Atölyesi’nin yuvarlak masa notlarını Kaos GL okurları ile buluşturmak istedik.

Keyifli okumalar.

Kadın temsili

Aslı Alpar: Herhangi bir dergiyi alıp kadın erkek temsilini incelediğimizde, kadın temsilinin ne kadar sınırlı olduğunu görüyoruz. Tüm esprilerin erkek karakterler yardımıyla yapıldığını, kadın karakterlerin esprinin nesnesi olduğunu, komiği yapma hakkının dahi erkeğe verildiğini görmek mümkün. Peki kadın karakterler ne zaman çiziliyor? 8 Mart, 25 Kasım gibi tarihlerde ya da kadın cinayeti varsa…

Karikatürde asla kadın görmek mümkün değil. Mesela üçüncü sayfa çizimlerinde yani gündem-politik esprilerde kadın yok. Kadın çizildiğinde de bu defa sorunlu bir temsil var. Her zaman adam kadını öldürmüş, kadın yerde kanlar içinde yatıyor ya da kadının bir gözü şiş… Ben bu çalışmalara baktığımda şöyle diyorum: “Tamam ya sokakta da şiddete maruz kalacağım karikatürde de…” Üstelik bu durum estetize edilecek ya da komikleştirilecek.

İki cinsiyet yok… Ancak erkek ve kadın dışında kalan cinsiyetlerin ya da heteroseksüel yönelimin dışında kalanların temsili de yok. Nadiren temsil edildiğinde de belli bir stereotiple ve genelde çok incitici bir şekilde gerçekleşiyor. Karikatür dergilerinden ben hiç trans erkek karakter görmedim ama trans kadın ayrımcı bir komikle veriliyor. Ne de olsa erkekken kadın olmak komik bulunuyor…

Zeynep Özatalay: Ya da espride kız arkadaşa ve eşe ihtiyaç varsa, yan karakter olarak çiziliyor.

Özge Göncü: Espri de pimpiriklilik, bir şeye düşkünlük ya da histerlik varsa da bu duygu durumları da kadın ile temsil ediliyor.

Atlas Boysan Oğuz: Kadınların yer aldığı çizimlerde bir de şiddetin meşrulaştırması var. Taciz karikatürlerinde kadın karakterin giysileri çok dikkat çekici oluyor, makyajı abartılarak çiziliyor. Bu görseller de yalnızca “süslü” kadınların tacize uğradığı yanılgısını üretiyor yeniden.

Özgür Azad: Evet trans kadınlar hep sakallı, bacaklar kıl içinde çiziliyor. Biraz da beceriksizlikten dolayı bu stereotipin doğduğunu düşünüyorum, başka türlü de anlatılabilir aslında.

Karikatür dergilerini yalnızca hetero erkekler mi okuyor?

Aslı Alpar: Bir karikatür gördüm mesela. Uykusuz’da yayınlanmıştı. Spiker bir adam –nedense erkek çizilmiş- hoş bir kadına mikrofon tutuyor “kendinizi seksi buluyor musunuz” diye, kadın “seksi değilim deyince” kadının memelerine vuruyor spiker “o zaman bunlar ne lan” diye… Bu karikatür mizah dergisinde yer alıyor.

Özge Göncü: Tacizi, şiddeti meşrulaştıran bir karikatür geleneği var. Sefer Selvi bir karikatüründe adalet tanrıçasını tecavüz edilmiş ve hamile kalmış olarak çizmişti.

Murat Karadan: Evet, elinde terazisi var ama tecavüz sonucu hamile kalmış olaraktı çizim.

Özge Göncü: Doğru. Hukuk siteminin çöküşünden hepimizin canı yanıyor bu sebeple o çizim çok da paylaşıldı ama kadın hareketinden arkadaşlara bu karikatürdeki sıkıntıları söylediğimizde “ne var ki” diye yanıtlamışlardı bizi.  

Özgür Azad: Mesela bu örnekte biliyoruz ki kötü niyet yok, çizer farkında bile değil yaptığı hatanın…

Zeynep Özatalay: Neyse ki tepki geldi. Tepki geldiğinde bir sorgulama imkânı oluyor, en azından bir daha öyle bir karikatür çizilmez.

Semra Can: Karikatür biraz öyle çiziliyor, en basiti en komiğidir. Bir dahakine o çizilmez ama birçok mizahçı, çizer bu gelenekten geliyor. Ben de dâhil hepimiz böyle öğreniyoruz.

Murat Basol: Evrensel manşetten bastı bu çizimi. Yani bir filtreden geçmemiş. Oysa editörlerin dikkat etmesi gerekir.

Zeynep Özatalay: Aslında bütün dergilerde LGBTİ ve feminist bir göz olması ve buna göre tahsis yapılması gerekiyor. Kolay bir iş değil ama bunun yapılması lazım.

Hangi stereotip?

Aslı Alpar: Buradan hareketle stereotiplerle devam etmeyi öneriyorum. Bazılarına gülüyoruz bazıları da çok incitici oluyor. Yakın zamanda okuduğum “Muhalefet Defteri”ndeki bir tespitin çok yerinde olduğunu düşünüyorum. Karikatürün ilk bakışta güldürmesi için kalıp yargılar yaratan streotiplere ihtiyacı var diyor bu kitap ve karikatürün streotipleri yenileyen bir sanat değil aksine var olanları sürekli kullanan bir dal olduğunu söylüyor. Yani bence kadın ve LGBTİ hareketine ayak uyduramamış on dokuzuncu yüzyıldan kalma kadın ve LGBTİ düşmanı kalıp yargılarla yapılıyor karikatür, hala bunlara gülündüğü düşünülüyor. Mesela gey stereotipi mutlaka “yumuşak” çiziliyor, “kadınsı”, “kırık”… Lezbiyen ise o kadar az ki… Var olanlarda aktif hatta tüm kadınlara asılan bir kadın, başka bir özelliği yok.

Pınar Karabağ: Butch olarak çiziliyor.

Çağdaş Engin Kırlangıç: Bir trans stereotipi de benden; karikatür dergilerinde trans kadınlar hep seks işçiliği yaparken çiziliyorlar.

Aslı Alpar: Lebziyenler de öyle. Sadece cinselliği ile var. Kadın kadına aşk eyvallah ama sadece o değil ki hayatı. Ama karikatürde var olma sebebi yalnızca bir kadına asılması.

Özge Göncü: Ben kendimden başka bir şey çizmiyorum. Başka şeyler çizince zorlanıyorum. Normlara takılmadan bir şey çizmek çok zor etiket yapıştırmadan, böylece biraz bu handikaptan da kurtuluyorum. Queer’e de çok karşı aslında bir etiket yapıştırmak stereotipler bu etiketi yapıştırıyor evet ama bence de stereotipin nasıl yapıldığı önemli. Karikatür “geyler şöyledir” diyebilir. Evet, öyle geyler de vardır. Her stereotip incitici olmaz o sebeple. Zeynep dedi ya “feminist-LGBTİ okuma yapmalı” bence bu okumanın da nasıl yapıldığı önemli.  Bazen de linçe varıyor sansürcü olabiliyoruz. Aslı Tohumcu’nun olayını hatırladım şimdi. Amacım o olaya geri dönmek değil ancak şunu söylemek istiyorum. Anlatış biçimi her zaman politik doğrucu bir biçimde gerçekleşmez ki. Karikatürde de eleştiriyi nereden yapacağımız çok önemli.

Özgür Azad: Homofobik bazı karikatürler çok komik. Yani komiği olması lazım. Esprisi olması lazım ama birçoğunda olmuyor işte…

Sinan Göknur: Tabi canım sansür kurulu gibi beğenilmeyen tüm temsilleri temizlemek gibi olmaz ki…

Gullüm ve mizah

Zeynep Özatalay: Çizerler belli ki kendi kalıplarını çok fazla kıramıyorlar. Bu atölyeler belki artsa biraz etkisi olur. Bir de karikatür dergilerinin ezberi kadın çizerlerin içeri girmesi bozuldu, kadınlar görünür oldular ve kendi temsiliyetlerini oluşturdular. LGBTİ’ler de müdahil olabilseler, kendi sorunlarını çizebilseler. Yoksa heteroseksüel çizerler hata yapabilir ama en doğrusunu LGBTİ çizerler yapabilirler. En doğru anlatımı siz yapabilirsiniz. LGBTİ’lerin de üretmesi lazım. Kadınların zor yer buldoğu bir alanda kolay bir şeyden bahsetmiyorum ama bu alanda üretmek çok kıymetli.

Semra Can: Katılıyorum. Yeni kuşağın bunu kırması lazım. Kendi adıma da yaptığım hataların düzeltilmesi ve yenilenmesi biraz da yeni kuşağa da kalıyor. Mizah dergilerinin hali de belli. Bu halde olmalarının sebebi biraz da bu hetero erkek dili.

Sinan Göknur: Bence burada asıl sorunumuz “en mükemmel temsiliyeti nasıl oluştururuz” olmamalı. Ama herkesin kendi hatalarını görmesi için farklı grupların bir araya gelmesi çok önemli. Lubunca da güllüm diye bir şey vardır. Mizah çok güçlüdür, insanlar birbiriyle gülmek için bir araya gelir. Terapimizdir yani… Mizaha bu kadar yakın bir grubun dergicilikteki usta-çırak ilişkisinden yararlanması lazım. Bizim aramızda ustalar yok ki, var olan ustalara da erişemiyoruz, bir araya gelelim ki hem LGBTİ konuları çizen profesyoneller bizi daha yakından tanısın hem de LGBTİ amatör arkadaşlar onlardan karikatür ve mizah yayıncılık işinin inceliklerini öğrenebilsin…

Murat Karadan: Mizah dergilerinde bir öykünü yayınlanması için yollasan editöryel baskı hissedersin, bugün daha zor. Çünkü “başımıza bir şey gelmesin” durumu var. LGBTİ kimliği ile anaakım dergilerde olmak çok zor. Zamana bırakalım da demiyorum ama gerçekten kolay değil.

Özgür Azad: Başka mecralarda olabilir Kaos GL’de Çizgili Güllüm mesela.

Aslı Alpar: Aslında bu hareket mizahla yürüyen bir hareket. Yürütmeyeceğiz dedi iktidar İstanbul Pride’da LGBTİ’ler dağılıyoruz deyip her yer de yürüdü. Devlet seni yasaklamakla varlığını tanımlıyor sen de ne yapacaksın, mizah yapacaksın tabi. Olayın kendisi kara mizah örneği çünkü. Mizah illa dergide yapılmıyor ki. Ankara’da trans arkadaşlar “kalbi kırılan dönmelerin hesabını soracağız” diye duvar yazısı yapıyor, al sana mizah. Ben Çizgili Güllüm’de şöyle bir hataya düştüm. Lubuncadan bazı sözcükleri ve LGBTİ gündemini mizahla çizgiyle ele almaya çalıştım ama bütünleşmesi çok zor. Salt çizerin iradesi ile çok zor. Sadece slogan atıyorsun. Kimseye incitmiyorsun belki biraz komik de oluyor ama olmuyor.

Zeynep Özatalay: Temiz mizah yapmaya çalışıyorsun ama olmuyor işte…

Pınar Karabağ: Bir de şurası var. LGBTİ hareketi evet güllümle yürüyen bir hareket ama yaşadığın şeylerle yani gündelik pratiklerin bile kısıtlandığında gullümünü kaybediyorsun. Bu sefer hareket de kitleniyor, negatif oluyor. Bir karikatür gördüğümde hemen gülemiyorum mesela, hangi duygum tetikleniyor, nereye denk düşüyor… Çok teknik okuyorum artık.