“Karikatürlerdeki Klişe Kadın ve LGBTİ Temsili Yıkılmalı”

Söyleşi: Aslı Alpar

Sayı: 159, Sayfa: 56

Bayan Yanı ve Leman dergilerinin çizeri, Fetiye Nine’nin yaratıcısı İpek Özsüslü ile “erkekler ne der diye düşünmeden çizmeyi” konuştuk.

Türkiye’de bir karikatür dergisi okuyor ve sivri dilli, hazır cevap, cin gibi kadınlara sık sık rastlıyorsanız muhtemelen İpek Özsüslü’nün karelerinden birini okuyorsunuz. Bayan Yanı ve Leman dergilerinin çizeri, Fetiye Nine’nin yaratıcısı İpek Özsüslü ile -o profosyonelliğe çoktan adımını atmış bir çizerken- bir amatör buluşmasında tanışmış, çizgilerimi kendisine gösterme fırsatı bulmuştum. Bugün de internet aracılığıyla yeniden kendisinin kapısını çaldım ve kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Özsüslü o gün söylediğini bugün de söyledi, “erkekler ne der diye düşünmeden çizin.” Kendisi ile karikatür dergiciliğini, Bayan Yanı’nın son kapağını ve mizah-cinsiyet ilişkisini konuştuk. Keyifli okumalar.

Çizimle, karikatürle nasıl bir ilişki kuruyorsun?

Nasıl tarif ederim bilemiyorum, öyle çok seviyorum ki… Bayan Yanı ile çakışan haftalarda Leman’a çizmiyorum ve bütün hafta ben bir şey yapacaktım ama unuttum hissiyle dolaşıyorum. Karikatür çizmesem hayatım çok sıkıcı olurdu, belki de delirirdim. Karikatür çizmek beni değiştirdi. Ben bu halimi daha çok sevdim.

Bu toplumda yaşayan bir kadın olarak erkek egemen düzenle yakın ilişki içindeyim ve derdim var. Yaşadığım, dinlediğim, gördüğüm her şeyden olduğu gibi bundan da besleniyorum. Karikatüre ilk başladığımda ‘çizgilerimde kadın haklarını savunmalıyım’ gibi bir bilince sahip değildim. Yani buna özellikle kafa yormuyordum. Kadın haklarını savunuyordum ama bunlar islerime yansımıyordu. Kıyafet tasarımları yaptığım ayrı bir defterim vardı ama çizdiğim karikatür tiplerini giydiremiyordum bile… Her şeyi ayrı görüyordum… Birleştiremiyordum… Hepsini birleştirmeyi sonradan öğrendim... Şimdi buna özen gösteriyorum.

Yaşlı kadınlar da karikatürde pek sık temsil edilmez. Senin hayat verdiğin “Fetiye Nine” karakteri sınırlı temsillerden biri. İlhamı kimden Fetiye Nine’nin?

Çocukluğumda çevremde çok fazla yaşlı insan vardı. Öncelikle babaannem, onun arkadaşları... Yaşlı insanlarla muhabbet etmeyi onlardan eskileri dinlemeyi çok sevdim hep... Hepsinden izler taşıyor... Mesajlar alıyorum “aynı benim anneannem”, “bizim mahallede de var Fetiye Nene” falan diye… Huysuzdur ama kafa dengidir. Kötülüğü dilindedir, beddua eder, gençliğinde çok canlar yakmıştır. Ayrıca kendisi LGBTİ hakları savunucusudur. Bir macerasında çocukluğunda kirvesi olduğu kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatında da elini tutmuş, destek olmuştur...

Türkiye’de üretilen mizaha, karikatür dergiciliği hakkında ne düşünüyorsun?

“Çok sağlam bir mizah geleneğimiz var” falan diyoruz buna katılıyorum ama bir yerlerde tıkanmışız gibi geliyor bana. 70’li yılların Yeşilçam dünyasında Erol Taş?ın gerçekten kötü zannedilip taşlanması gibi hala insanlara çizdiğimiz karakterler olmadığımızı bunların kurgu olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu beni çok sıkan bir şey. Yani çizdiklerimle direk bağdaştırılmak. Elbette hepsi benden izler taşıyor ama ben o tiplerin hepsi olamam. Çizdiğim tüm hikâyeler benim başımdan geçmiş olamaz. Hikâyenin başrolünde kendimi çizmiş olsam dahi olamaz. Mizah dergilerine de gerektiği ölçüde sahip çıkılmıyor. Ben dergi elime geçmeden tüm köşemi, hikâyelerimi, karikatür paylaşan antin kuntin sayfalardan okuyabiliyorum. İmzasız, anonim. “Dergi almayayım ama mizah dergileri yaşasın, bana sadece like gelsin” diyen bir kitle var.

“Kadın karikatüristler komik değil” önyargısı var. Sen yıllardır bu alanda çalışıyorsun, bu önyargı ile karşılaştın mı?

Amatörken karşılaştım... Bana zaten kadın kontenjanından dergiye alınacağımı o yüzden fazla kasmama gerek olmadığını söylemişti bir başka amatör. Sonra da olmuştur ama hatırlamıyorum şu an… Hiç sallamıyorum. Erkeklerin böyle bir ayrıcalıkla dünyaya gelmiş olduklarını düşünmek başlı başına çok komik… Ayrıca kadınlar da yapıyor böyle şeyler sadece erkeklere has bir durum değil... Mizah dünyamız erkek gibi espri bulmak, erkek gibi çizmek gibi “iltifatlar” barındıran bir alan... Bu “iltifatlardan” mutluluk sarhoşu olmadan durup bir düşünmek gerekiyor…

Bayan Yanı’nın Şubat kapağı LGBTİ aktivistlerini üzdü. Sen ne düşünüyorsun bu kapakla ilgili?

Çizeri adına konuşmak istemiyorum. Ben haberi okuduğumda da, kapağı gördüğümde de -ki sosyal medyada dergi çıktıktan sonra gördüm- kaçan kadınların lezbiyen olduklarını düşünmedim.  Kalpler çizilmiş olması da bana bunu düşündürmedi. Bir tepki oluştuysa yanlış anlama olduysa bunun dile getirilmesi çok normal. Her şeyi konuşabilmeliyiz. Ancak trollüğe varan paylaşımlar sıkıcıydı. Bayan Yanı homofobik bir dergi değil. LGBTİ hakları ile ilgili yıllardır çok güzel işler, röportajlar yaptık. Bunu da aferin almak için değil, yürekten hissederek yaptık.

Sence kadınların ve LGBTİ’lerin karikatürle nasıl bir ilişkisi var?

Kadınlar ve LGBTİ’ler daha çok temsil edilmeli daha fazla var olmalılar mizahta. Karikatürlerdeki klişe kadın ve LGBTİ temsili yıkılmalı. Bu daha çok kadının ve LGBTİ’nin bu işte var olmasıyla mümkün olabilir.  O yüzden çizin, heteroseksüeller ve erkekler ne der diye düşünmeden çizin…