Yoksa Siz De Toplumdışılaştırılmışlardan Mısınız?

Gözde Yılmaz

Sayı: 163, Sayfa: 56

Popülizm, LGBTİ+’ların da farklılıklarını ve farkındalıklarını elimine ederek, toplumun geri kalanı ile benzeştirir. Homojen, kontrol edilebilir bir yapı üretmeye çalışır.

Günümüzde çoğu ülkede yükselen popülizm dalgası, her ne kadar “egemen olan halktır’’ mottosu ile yola çıkıyor olsa da, aslında vitrinin gerisinde “bizler ve onlar’’ ayrımının oluştuğu görülmektedir. Hükümetlerin popülizm vasıtası ile kendi ideolojileri altında totaliter bir tavırla sindirmeye, silikleştirmeye ve hatta yok etmeye giriştikleri farklı kimlikler, maddi ve manevi bir savaşın içerisine sürüklenmektedir.

Popülizmde bireyler, belirli kimliklere sıkıştırılıp kategorize edilirler. Bu minvalde kullanılan kapsayıcı kategoriler, araçsal şiddeti haklı çıkarmak adına kullanılır. Biliyoruz ki birbirimizi kodlar vasıtası ile tanımlar hale geldiğimizde, kimlik tanımlamalarını totaliter bir tavırla kontrol altına almak ve panoptikona maruz kalmak kolaylaşmaktadır. Bu gibi durumlarda üretilen “doğrular’’, ahlaki tanımlamalar, yaşamın her sahasına yön verebilir hale gelir. Etik değerler dönüşüm geçirir ve kimi durumlarda bireyler birbirlerini kolayca düşman addedebilirler. Psikolojik şiddet hareket sahası bulur ve ufak bir çaba ile hâlihazırda oluşturulan kategorize bilinçler, fiziksel şiddet kullanımına doğru evrilirler. “Biz’’, “onlar’’, “düşmanlarımız’’, “teröristler’’, “suçlu’’, “mağdur’’ gibi konseptler, kimlikleri görme biçimimizi şekillendirir. Genelleştirilmiş diğeri, bizi kendi kutbumuza iteler, bizi yalnızlaştırır ve kendimizi düşmanımız üzerinden tanımlamamıza neden olur. Bu süreç, travmatik bir rasyonalizasyon sürecidir. Oluşturulan kodlar, bizi sosyalleşmeden ve bireyselleşme sürecinden alıkoyar. Kendi karakterimizi oluştururken, başkalarını birer ayna olarak görürüz. Farklı kimliklerimiz bizleri besler, varoluşa dair farklı noktaları keşfetmemizi sağlar. Evrensel olanı kavrayış yolculuğumuzun olmazsa olmazıdır. Fakat popülizm ile gelen bu konsept karmaşası, gittikçe travmatize olmuş, kendi içine çekilmiş, politize olamayan, kendine ve çevresine karşı güvenini kaybetmiş bireyler yaratır. Adalete olan inancımızın yitirildiği bu süreç, bizleri politik örgütlenmeden alıkoyar ve demokratikleşme sürecine darbe indirir. Farklı hikâyeleri dinleme, farklılıklarımızdan öğrenme şansımız yok olur. Popülizm, LGBTİ+ bireylerinin de farklılıklarını ve farkındalıklarını elimine ederek, bu bireyleri toplumun geri kalanı ile benzeştirir. Homojen, kontrol edilebilir bir yapı üretmeye çalışır. Popülizmde önemli olan tek tek bireyler ve onların istekleri, arzuları değil, halkın bekasıdır. Halkın bekasını planlayan, buna gerekli olan stratejik planı belirleyen de hükümetlerdir. Lakin popülizmde önemli olan halk için değil, hükümet için yararlı olanın belirlenmesidir. “Halkın iradesinin mutlak egemenliği’’ söylemi, hükümetlerin göreve gelmelerinde ve o görevi sürdürmelerinde gerekli olan halk desteğini sağlayabilmek adına vardır. Homojenleşmeyi reddeden kimlikler ve bu kimlikleri benimseyen bireyler toplumdışılaştırılır. Siz siz olun, sakın ola toplumdışılaştırılmayın...