Uluslararası LGBTQİ Gençlik Örgütü: IGLYO

Söyleşi: Damla Umut Uzun

Sayı: 168, Sayfa: 41,42

IGLYO (Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Queer ve İnterseks Gençlik ve Öğrenci Örgütü), bünyesindeki 40’tan fazla ülkede bulunan 95 üye örgütle dünyadaki en geniş kapsamlı LGBTIQ gençlik örgütüdür.  

Gençlik alanında çalışan bir örgüt olarak IGLYO, LGBTIQ gençlerin yetenekleri, deneyimleri ve özgüvenlerini geliştirmek üzerine çalışarak insan hakları alanında faaliyet gösterecek genç liderler yetiştirmeyi amaçlar. Kültürlerarası değişim ve akranlar arası öğrenme metotlarıyla IGLYO, Avrupa ve ötesinde strateji ve vizyon geliştiren; uluslararası dayanışma değerlerini teşvik eden güçlü bir gençlik aktivizm kolektifi oluşturma amacındadır. 

Son olarak IGLYO, LGBTIQ gençlerin deneyimlerini paylaşıp Avrupa ve uluslararası düzlemde karar alıcılara seslerini duyurabildikleri bir ortam yaratır.  

IGLYO bu amaçları uluslararası eğitimler, etkinlikler, hedef odaklı kapasite geliştirme programları, kültürlerarası değişim ve akran eğitimi, online araçlar ve kaynaklar, dijital kampanya ve deneyim paylaşımı yollarıyla gerçekleştirmeye çalışır. Bunlar aracılığıyla IGLYO’nun güncel stratejik hedefleri şöyle sıralayabiliriz:

 

·         Genç aktivistler ve liderler yetiştirme

·         LGBTIQ gençlerin çeşitliliğini vurgulayarak görünürlüğü arttırma

·         Eğitimi herkes için erişilebilir ve kapsayıcı hale getirme

·         Üye örgütlerle sürdürülebilir ve iletişimi güçlü bir ağ oluşturma.

 

IGLYO’da yer almış olan Cátia Figueiredo ve Jorge Londoño ile gençlik çalışmalarına yönelik bir söyleşi gerçekleştirdik. Cátia Figueiredo, Avrupa’nın en geniş çaplı LGBTİ+ gençlik örgütü IGLYO’nun eski yönetim kurulu üyesi ve halen gönüllüsü, bunun yanında Portekiz’de kurulmuş gençlik ve LGBTİ+ alanında çalışan Rede Ex Aequo’da da gönüllü aktivizm faaliyetlerini yürütüyor. Jorge Londoño ise IGLYO eski yönetim kurulu üyesi, şu an İsveç’te LGBTI+ gençlik ve ırkçılık kesişimselliğinde çalışmalar yürütüyor.

Avrupa’da LGBTI+ gençlerin gündemi ve önceledikleri konular/sorunlara dair neler diyebiliriz? 

Cátia Figueiredo: IGLYO’da eş başkanlık yaptığım dönemde, okullarda güvenli ve kapsayıcı bir ortam yaratma konusunda yaygın bir ihtiyaç olduğunu görmüştüm. Herkesin en temel eğitim hakkı mevcuttur ve okulda karşılaşılan ayrımcılıklar bu temel hakkın kullanılması karşısında büyük bir engeldir.  

Zorbalık, mesela, okullarda karşılaşılan en büyük sorunlardan biri. LGBTİ+ çocuklar ve gençler, sahip oldukları veya algılanan cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi ve çeşitlilikleri dolayısıyla şiddete ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Tüm LGBTI+ gençler benzer problemler yaşamıyor olsa da, bir gençlik çalışanı olarak söyleyebilirim ki, Avrupa genelinde okulların güvenli ve kapsayıcı alanlar haline getirilmesi şart. 

Bu ayrımcılık ve görünür olamama/temsil edilememe durumu, LGBTİ+ gençlerin cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya cinsiyet ifadelerini saklamaya ya da normlara uygun olarak değiştirmeye zorluyor. Öte yandan, trans, non-binary, gender variant ve interseks öğrencilerin ihtiyaç ve sorunları da daha özgün. Bu gençlerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için öncelikle okullarda kendi seçtikleri isimleri kullanabilme, beyan edilen cinsiyete uygun zamirler (s/he/they) kullanabilme gibi haklara sahip olabilmeleri gerekiyor.  

Maalesef, gençlerin (reşit olmayanlar) kendi beyan ettikleri cinsiyetinin yasal tanınması ancak üç Avrupa ülkesinde (Malta, Norveç ve Belçika) ve İspanya’nın bir bölgesinde mümkün. Öte yandan, Danimarka, Fransa, İrlanda ve Portekiz’de de 16 yaşından büyük gençler için kendi beyanlarını tanıma ve prosedürleri işletme uygulamaları mümkün.  

Tüm bunları değerlendirdiğimizde, Avrupa’daki gençler için güvenli ve kapsayıcı okulları yaygınlaştırmak ve gençlerin kendi beyan belirledikleri cinsiyetlerin yasal tanınması yönünde yerel ve bölgesel politikalar bu yüzden çok hayati.  

Peki, yaşçılık pratikleri gençlerin hayatına nasıl yansıyor? Genel gözlemlerin ve aklına gelirse kendi deneyimlerinden örnekler verebilir misin?  

Cátia Figueiredo: Görüyoruz ki yaşçılık maalesef bizim birlikte çalıştığımız gençlerin hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Konu kişisel deneyimler ve kendi kaderini tayin hakkına (self-determination) geldiğinde, gençlerin deneyimsiz oldukları ve dolayısıyla kendi tayin etme gibi bir durum söz konusu olamayacağına dair yaygın bir inanış var. Yaşçılık, bu konunun ve gençlerin karşılaştığı diğer sorunların altında yatan sebep. Bu yüzden, genç aktivistlerin kendi seslerini yükseltip gençleri ve gençlik alanını güçlendirmesi bu alanda hayati önem taşıyor. Bu açıdan, yaştan bağımsız olarak örgütlendiğimiz yerlerin yaş konusunda da kapsayıcı olması ve her özneye saygılı politikalar yürütmesi gerekiyor.  

Jorge Londoño: Yaşçılık, toplumsal bir problem kesinlikle. LGBTQ hareketi de toplumdan soyut bir adacık olmadığı için, toplumdaki yapısal güç ilişkileri bizim toplumumuza ve aktivizmimize yansıyor. Bu bağlamda, gençler özgürleşememe baskısı (ve buna bağlı güç ilişkilerine erişememe) LGBTQ kimliklerinden kaynaklı baskıyla birleşiyor. Bu açıdan, hareketteki kişilerin bir kısmı bu ayrıcalıklardan yararlanırken özellikle gençler, normatif toplumun cezalandırmaları ve baskılarından en çok etkilenen grup haline geliyor.   

LGBTI+ çocuklar, kendilerini ifade etme ve var olma bağlamında güç ilişkileri hiyerarşisinde en alt sıralarda yer alıyor. Hareketteki “yaşlılar” ve onların görüşleri çok daha geçerli kabul edilirken, gençler “eğitimsiz, yetersiz, bağımsız, vb.” şeklinde yaftalamıyor ve hareket içinde hiçbir söz hakkına layık görülmüyor. 

IGLYO’nun LGBTİ+ kapsayıcı eğitim endeksini ele aldığımızda, LGBTİ+ gençlerin eğitime erişimi ve okullardaki genel durumu hakkında bir şeyler söyleyebilir misin?  

Cátia Figueiredo: Daha önce de bahsettiğim gibi, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında bazı hükümetler, eğitimin tüm öğrenciler için kapsayıcı olması konusunda ciddi adımlar attı. Genel itibariyle baktığımızda, esas geliştirilmesi ve üzerinde çalışılması gereken alanlar hala mevcut: Mesela, zorunlu eğitim müfredatı gözden geçirilmeli ve kapsayıcı hale getirilmeli; eğitimcilere kapsayıcı toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ farkındalık eğitimleri verilmeli; gençlerin cinsel yönelim/ cinsiyet kimliği ve ifadesi temelinde maruz kaldığı zorbalık ve ayrımcılıklara dair daha kapsamlı ve sağlıklı veri toplanması üzerinde çalışılmalı.  

Daha önce belirttiğim gibi kişinin kendi belirlediği cinsiyetin yasal olarak tanınması, 16 yaşından küçük öğrenciler için yalnızca 4 ülkede mevcut. İncelenen 49 ülke arasında yalnızca (Malta, Hollanda, Norveç ve İsveç) bu bahsedilen kriterleri sağlıyorlar. İspanya’nın belli bölgelerinde de yasal ve politik düzenlemeler mevcut olsa da ülke bazında uygulanmıyor. Öte yandan, incelenen ülkeler arasında 11 tanesi (Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Letonya, Makedonya, Monako, Polonya, Rusya, San Marino, Türkiye ve Ukrayna) bahsedilen önlemler veya düzenlemelerden hiçbirini uygulamıyor. Bu yüzden yeniden altını çizmek gerekirse, herkesin eğitim hakkı en temel insan haklarından biridir; okullarda uygulanan şiddet ve ayrımcılık da bu hakkın kullanılması önündeki en büyük engellerdendir; bu yüzden hükümetlerin uluslararası standartlara bağlı kalarak yerel ve bölgesel politikalar geliştirerek bu konuda çalışması zorunludur.