Transgender Avrupa (TGEU) Politika Raporu: Yasal Cinsiyet Tanıma ve Çocuğun Üstün Yararı

Hazırlayan: Richard Köhler Çeviren: Rafet Koca

Sayı: 168, Sayfa: 46-50

Günümüzde artık daha fazla genç, ömürden yıllar alan o gizlilik ve çile sürecini pas geçerek cinsiyet kimliğini daha erken yaşta açıkça yaşamaya başlıyor ve nihayetinde kendine güvenen yetişkin bireylere dönüşüyor. Onların cinsiyet kimliklerini tanıyarak çocuklara ve genç trans bireylere sevgi göstermek ve destek sunmak, sağlıklı bir gelişim göstermeleri açısından oldukça önemlidir. Devletlerin de genç bir insanın kendisini dilediği şekilde tanımlama hakkını koruma yükümlülüğü vardır.

Geleneksel olarak, yasal cinsiyet tanıma, yalnızca yetişkinleri kapsamış, yetişkin olmayanları hariç tutmuş ve onlar için devasa engeller oluşturmuştur. Bu durum ise, sosyal hayatta dışlanmaya, ayıplanmaya, kötü okul performansına, daha kötü sağlık durumlarına ve intihar eğilimlerine yol açıyor. Kimlik tanıma prosedürleri, okul bırakma oranlarının azaltılmasına, sosyal hayatta kabulün artırılmasına, zihinsel sağlığın iyileştirilmesine katkı sağlayabilir ve yetişkin olmayan bireyin genel sağlığını ve refahını henüz genç bir yaştayken daha iyi seviyelere çıkarabilir. Yetişkin olmayanlar için farklı politika seçenekleri günümüzde Avrupa’da kullanılmaktadır; bunların kapsamında çoğu zaman keyfi yaş engelleri ya da zararlı tıbbi gereksinimler bulunmaktadır. Devletler, genç trans bireyler için istimara dayalı önkoşulları bulunmayan erişilebilir ve ayrımcılıktan uzak yasal cinsiyet tanıma prosedürleri geliştirmelidir. Yasal geçiş prosedürlerinde çocuğun üstün yararları özellikle önemsenmelidir; yetişkin olmayan kişilerin bakış açıları uygun düzeyde ciddiye alınmalı, bireysel olgunluk seviyeleri ve gelişimleri hesaba katılmalıdır.

Arka Plan
Trans bireylerin kimliklerindeki isim ve cinsiyet ibarelerini değiştirme prosedürleri (yasal cinsiyet tanıma- YCT), Avrupa ülkelerinin çoğunda yetişkinlerle sınırlı durumda. YCT’nin 18 yaş altındakiler için erişilebilir olduğu yerlerde ise, genelde sadece belli bir yaştan sonra erişilebilir hale geliyor ve zihinsel sağlık tanısına göre değişebiliyor. Cinsiyet tanıma, tarihsel olarak, zorunlu sterilizasyon ya da genital ameliyat gibi bir takım tıbbi zorunluluklara tabi olmuştur. Bu tarz prosedürler daha önce yetişkin olmayanlar üzerinde uygulanmadığı için, cinsiyet tanıma prosedürleri de onlar için geçerli değildi. Yetişkinler için prosedürler tıbbileştirilmiş bir yaklaşımdan bir çeşit insan hakları yaklaşımına doğru evrilirken, yetişkin olmayanlar çoğu zaman yok sayılıyor ve insan hakları ihlâllerine maruz kalmaya devam ediyor.

Analiz
Günümüzde artık daha fazla genç, ömürden yıllar alan o gizlilik ve çile sürecini pas geçerek cinsiyet kimliğini daha erken yaşta açıkça yaşamaya başlıyor. Yetişkinlerde yasal cinsiyet tanıma bağlamında kendi kaderini tayin etme hakkı temel bir prensip olarak kabul edilmesine karşın, yetişkin olmayan bireyler için prosedürler çoğu zaman iyi bir düzenlemeye tabi tutulmuyor ve gereğinden fazla medikalizasyon yüküyle karşı karşıya kalıyor.

Otomatik yaş bariyerlerinin ve medikalizasyonun vadesi dolmuş tıbbi standartlara dayalı olduğu ve insan hakları standartlarına uymadığı kabul edilmiş durumda.

Etki
Yetişkinlerin erişebildiği cinsiyet tanıma prosedürleri, gençlerin erişim alanında değil. Bu durum onların kimliklerinin tanınmamasına yol açıyor, sağlıklı bireyler olarak gelişim göstermelerine engel oluyor, temel hak ve aktivitelere erişimlerini kısıtlıyor.

Sadece 6, 16 ya da 17 yaşından itibaren erişim olanağı tanınması gibi otomatik yaş bariyerleri yapay engeller ortaya çıkarıyor. Bireyin cinsiyetinin tanınması için "yeterince trans" olduğu bir yaş bulunmuyor. Bu oldukça kişiye özgü bir durumdur. Yaşlara dair katı rakamlar vererek yaş bariyeri oluşturmak, yetişkin olmayan bireylerin olgunluklarına ve gelişimlerine göre ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak tanımıyor. Anasınıfına ya da ilkokula başlarken, bazı çocukların cinsiyet kimliği çoktan belirlenmiş olabilir. Yasal tanıma, bu çocuklara gelişim gösterebilecekleri bir destek alanı verilmesi açısından önemli olabilir. Cinsiyet tanımada zamanın gençler açısından büyük bir önemi vardır ve dolayısıyla bu olanak zaman kaybetmeden onlara sunulmalıdır. Böylece, sosyal dışlanma önlenerek okula başlama ya da okul değiştirme süreçlerine, gezilere ve spor etkinliklerine destek olunabilir.

Otomatik yaş bariyerleri, 17 yaşındaki birinin kendi cinsiyet kimliği konusunda aklının gayet net olabileceğini ve yasal geçişin neler doğuracağını iyi anlayabileceğini de göz ardı ediyor. Yaş bariyerleri, aynı zamanda, ebeveynlerin çocuklarının gelişimi ve ihtiyaçları doğrultusunda onlar adına en uygun kararı almasına da engel oluyor. Bu bariyerler, birtakım yasal zorluklara da zemin hazırlayabiliyor (yaş ayrımcılığı).

Yetişkin olmayanlar için tıbbileştirilmiş (medikalize) cinsiyet tanıma prosedürleri, çoğu zaman onur kırıcı, uzun, masraflı ve tıbbi açıdan gereksiz prosedürlerdir. Dünya Sağlık Örgütü, farklı cinsiyet kimliklerini hastalık olarak tanımlananın toplumda damgalanmaya ve dışlanmaya yol açtığını kabul etti. Demedikalizasyon, yetişkinler için cinsiyet tanıma prosedürlerinde standart olarak belirlenmiştir. Bununla beraber, zorunlu psikolojik ölçümler ve tanılar yetişkin olmayanlarda hâlâ çok sık gerekli görülüyor ve büyük ölçüde “cankurtaran” sanılarak yanlış algılanıyor. Bu ölçümler yetişkinler için geliştirilmiştir, müdahaleci doğaları dolayısıyla yetişkin olmayanlar için çoğu zaman uygun değildir ve “patolojik olarak sınıflandırılan” trans yetişkinler ortaya çıkarmaktadır. Yasal geçiş uğruna yapılan zihinsel sağlık ölçümlerinin, genç trans bireylerin sağlığını korumaya yönelik bir yöntem değil de, bir yük olduğu ortaya çıkmıştır.

Öte yandan, yetişkin olmayan insanların cinsiyet tanıma hakkına erişimlerini sağlamak okul bırakma oranlarını, zihinsel sağlık sorunlarını ve intihar eğilimlerini azaltmaya yardımcı olabilir; okuldaki performanslarının iyileştirilmesini, toplumda daha fazla kabul görmelerini ve genel olarak daha sağlıklı ve mutlu olmalarını sağlayabilir.

Günümüzde politika üreticiler, pratik ve sağduyulu cinsiyet tanıma prosedürleri tasarlamaya çalışırken, çocukların bu bağlamdaki çıkarlarını giderek daha fazla düşünmeye başlamıştır.

Uluslararası İnsan Hakları Standartları
Çocuklar ve gençler için cinsiyet tanıma, BM’nin Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ndeki (UNCRC) önemli ilkelere temas etmektedir:


Çocuğun üstün yararları temel düşüncedir (Madde 3)
Ayrım gözetmeme (Madde 2)
Çocuğun kendi hayatına dair kararlar alma bağlamında artan kapasitesine saygı duyma gereği (Madde 5)
Bireyin kimliğini “koruma” hakkı (Madde 8)
Yaşları ve olgunlukları hesaba katılarak çocukların fikirleri dinlenmeli ve bu fikirlere gereken önem verilmelidir (Madde 12).

Kanun önünde tanınma hakkı, yetişkinler için olduğu gibi, yetişkin olmayanlar için de geçerli olan uluslararası bir insan hakkıdır (Madde 8, UNCRC). Kimlik hakkı kapsamına açık şekilde çocuğun ismi de girmektedir; bu hakkın, tıpkı yetişkinlerdeki gibi, çocuğun mevcut cinsiyet kimliğinin yasal olarak tanınması hakkını da kapsadığı anlaşılmaktadır.
Yasal cinsiyet tanıma ayrıca çocuğun gelişim (Madde 6), mahremiyet (Madde 16), eğitim (Madde 28) ve erişilebilecek en yüksek seviyedeki sağlık standardı (Madde 24) haklarını da etkilemektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki Madde 8.1, çocuklar ve gençler dahil olmak üzere, herkesin özel ve aile yaşamını gözetmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yasal cinsiyet tanıma hakkını tekrar tekrar vurgulamıştır. Sonuç olarak, “bir yetişkinin Sözleşme’deki 8. Madde uyarınca cinsiyet tanıma hakkı bulunuyorsa, bir çocuk da cinsiyet tanıma hakkına saygı duyulmayı eşit derecede hak etmektedir”. Bununla birlikte, İnsan Hakları kuruluşları, çocukların ve gençlerin “ülkelerin çoğunda devasa engellerle” karşı karşıya kalacağından endişe duyuyor, tanınma meselesinin tamamen dışında bırakılmanın “gençlerin cinsiyet tanıma hakkına orantısız müdahale olduğunu” belirtiyor ve bu insanların yasal zorluklar karşısında savunmasız kalabilecekleri konusunda uyarıyor. Bu sebeple, devletler “genç transları da kapsayacak şekilde, istismarcı önkoşulları bulunmayan, ayrımcılık yapmayan ve erişilebilir yasal cinsiyet tanıma prosedürleri” geliştirmelidir. Bu doğrultuda, Avrupa Konseyi üye devletlerden yasal cinsiyet tanıma kararlarında “çocukların üstün yararlarını temel düşünce olarak teminat altına almalarını” ve “okul belgelerinde ismin ve cinsiyetin değiştirilme sürecini kolaylaştırmalarını” istemektedir.

Avrupa’da durum
Avrupa’da ortak bir yaklaşım bulunmuyor. Yasal cinsiyet tanıma hakkını tanıyan devletlerde, yetişkin olmayanların bu hakka erişimine dair üç temel yaklaşım göze çarpıyor: (1) yaş sınırı olmaması, (2) aşamalı yaş sınırları, (3) yetişkin olmayanlara erişim olmaması.

Malta ve Lüksemburg’un dahil edilebileceği ilk grup, çocukların olgunluğuna ve gelişimine vurgu yaparak herhangi bir yaş sınırı olmaksızın cinsiyet tanımaya olanak sağlıyor. 16 yaşının altındakiler (Malta) ve 5 yaşının altındakiler (Lüksemburg) için ayrı mahkeme işlemleri, prosedürel tedbirleri karşılıyor. Fakat yapay yaş bariyerleri bulunmuyor; yani bütün çocukların kimlikleri eşit derecede geçerli durumda. Bu durum, yetişkin olmayanları kimlikleri konusunda destekliyor ve ebeveynlerin de çocukları için en uygun kararı verebilmesini sağlıyor.

Yine de, mahkeme prosedürleri ekstra engeller ortaya çıkarabiliyor (zaman, para gibi). Almanya’nın Aile Bakanlığı için sunulan bir tasarı, mahkeme prosedürlerine alternatif olarak, ebeveynler ve çocuklar için zorunlu ayrı danışma oturumu yapılmasını öneriyor. Ayrı oturumlarda, çocuklar ve ebeveynler ortaya çıkabilecek durumlar, destek hizmetleri ve akranlar arasındaki ilişkiler hakkında bilgilendirilebilir ve buna benzer meseleleri tartışabilir.

Almanya ve İsviçre’deki cinsiyet tanıma bağlamındaki mahkeme işlemleri, hem yetişkinler için hem de yetişkin olmayanlar için erişilebilir durumdadır, fakat psikolojik ölçümler ve tanılar gerektirmektedir. Mahkeme prosedürlerine zihinsel sağlık ölçümü de eklenince, bu süreç yetişkin olmayan bir birey için külfetli, masraflı, uzun ve erişimi zor hale gelebiliyor. Cinsiyet kimliğinin patolojik vaka olarak karakterize edilmesi, cinsiyet tanıma süreçlerinde hiçbir tıbbi fayda sağlamazken, çoğu zaman gençler için ağır bir yüktür. Ayrıca verilen kararlarda gelişigüzelliği teşvik edebiliyor.

Aşamalı yaş sınırları koyan ikinci gruptaki devletler, yetişkin olmayan bireyin prosedüre erişimi konusunda aşağı yukarı keyfi yaş aralıkları belirlemiştir. Norveç yetişkinlere yönelik prosedürleri, yetişkin olmayan bireyler için 6 yaşından itibaren ebeveyn rızasıyla erişilir kılmaktadır. Ebeveynin rıza vermemesi durumunda, başvuru, bir yargıcın yardımıyla başlatılabilmektedir. Bu yargıç, başvurunun çocuğun üstün yararını gözetip gözetmediğini değerlendirebilecek, özel eğitim almış bir yargıç olmalıdır.

16 yaşından itibaren, yetişkin olmayan bir birey Belçika’da, İrlanda’da (ebeveyn onayıyla) ve Hollanda’da (ebeveyn onayı olmadan) yasal prosedürlere erişebilir, ancak bir zihinsel sağlık uzmanı tarafından gerçekleştirilen ölçümün raporunu sunmak zorundadırlar. Bu tarz prosedürlerin uzunluğu dolayısıyla, yetişkin olmayan bireyin demedikalize prosedürün erişilebilir hale geldiği yetişklinlik çağına ulaşmadan önce söz konusu prosedürleri tamamlaması pek mümkün değildir. Yunanistan 15-17 yaşındakilerin tıbbi bir tanı almalarını ve bir tıbbi komisyon tarafından incelenmelerini gerektirmektedir; demedikalize prosedür ise 18 yaşından itibaren erişilebilir hale gelmektedir.
Ebeveyn rızası ciddi bir engel olabilir. Gençlerin kimliklerinin tanınma haklarının gözetim ve denetim haklarını elinde bulunduranların önyargıları olmaksızın korunduğunu garanti etmek üzere, birtakım tedbirler alınmak durumundadır.

Avrupa’daki devletlerin çoğunu içine alan üçüncü grup, cinsiyet tanıma prosedürleri ister demedikalize olsun ister olmasın, yetişkin olmayanların bu prosedürlere erişimini engellemektedir. Örnek olarak Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Litvanya, Polonya ve Birleşik Krallık sayılabilir.

Diğer Alternatifler – İsim Değişikliği

Bazı devletler, cinsiyet ibaresinden bağımsız olarak, yetişkin olmayan bireylerin isimlerini değiştirmesine olanak tanıyan düzenlemelere de sahip. Bu şekilde, çocuklar ve gençler cinsiyet kimliklerine uygun düşen ismi (okul, seyahat) gibi sosyal yaşamlarının birçok alanında kullanabiliyor. Örneğin Belçika’da isim değişimi 12 yaşından itibaren mümkündür ve cinsiyet ibaresinin değişimi 16 yaşından itibaren (ebeveyn rızasıyla ve patolojizasyonla) mümkün olabilmektedir. İspanya’da Adalet Bakanlığı, 24 Ekim 2018’de sicil dairelerine ve noterlere yetişkin olmayan translara da Nüfus Dairesi’nde isim değişikliği hakkı verilmesi yönünde talimat verdi. Ebeveynler (ya da velayet üstlenenler) müşterek olarak Nüfus Dairesi’nde isim değişikliğinin kayda geçirilmesini talep edebilirler. Bunun için ise, müşterek bir beyanname gereklidir. Bu beyanname, seçilen ismin atanmış cinsiyetinin doğasına uyan açık ve itiraz edilemez bir tutumla yetişkin olmayan bireyin cinsiyet kimliğini ifade ettiğini belirtir. 12 yaşından büyükse, yetişkin olmayan birey de dilekçeyi imzalamalıdır. Söz konusu birey 12 yaşından küçükse, nüfus dairesi onu dinlemek ve muhakeme etmek durumundadır. Çocuğun meseleyi kavrayabilmesi için, aradaki iletişim çocuğun yaşına ve olgunluk düzeyine göre uyarlanmalıdır.
Birleşik Krallık’ta yetişkin olmayan bireyler 16 yaşından itibaren “deed poll” (tek taraflı akit) isimli idari prosedürle isimlerini değiştirebiliyor. 16 yaşından küçük olanlar için ise, ebeveyn sorumluluğu bulunan herkesin rızası ya da mahkeme kararı gereklidir.

Tavsiyeler
Konuyla ilgilenen politika üreticiler, yetişkin olmayanlar için insan haklarıyla uyumlu cinsiyet tanıma prosedürleri oluştururken Malta’daki kanunu başlangıç noktası olarak almalıdır. Genel anlamda, aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır:

1. Hızlı, Şeffaf ve Öz-belirlenim İlkesine Dayalı Prosedürler
Cinsiyet tanımada zamanın gençler açısından büyük bir önemi vardır ve dolayısıyla bu olanak zaman kaybetmeden onlara sunulmalıdır. Böylece okula başlama ya da okul değiştirme gibi süreçlere, gezilere ve spor etkinliklerine destek olunabilir. Çocuklar ve gençler hak ihlâlleri konusunda özellikle risk altındadır; dolayısıyla, insan haklarını koruyan prosedürlere ihtiyaçları vardır.

2. Temel Düşünce Olarak Çocuğun Üstün Yararı
Çocuğun üstün yararı yetişkin olmayan insanları kapsayan bütün süreçlerde temel düşünce olarak garanti altına alınmalıdır. Çocuğun sabit kalmayan olgunluğunun ve gelişiminin göz önüne alınarak dinlenmesi ve muhakeme edilmesi de buna dahildir.

3. Otomatik Yaş Bariyerleri Koymamak
Hiçbir yaş bariyeri bulunmayan veya düşük yaş bariyeri bulunan prosedürler, kimlik tanıma başvurusunu ne zaman yapacaklarına karar verirken yetişkin olmayan bireylere ve onların ebeveynlerine en iyi olanakları sunmaktadır. Yaş ayrımcılığından kaynaklanan yasal zorlukları da önlemektedir.

4. Medikalizasyonu Ekarte Etmek
Çocukları kimliklerinin doğuştan gelen bir parçasını tıbbileştirmelerinin ömür boyu sürecek sonuçlarından korumak adına; tıbbi tedavi, zihinsel sağlık tanısı, ameliyat ya da kısırlaştırma gibi süreçlere dair belge ya da rapor istenmemelidir.

5. Çocuğun Kimlik Hakkını Koruyan Önlemler
Ebeveyn rızasının olmadığı durumlar için ayrı yöntemler geliştirilmelidir. Çocuk koruma hizmetlerinin otomatik olarak bilgilendirilmesi ya da özellikle bu alanda eğitilmiş yargıç huzurunda başvuru yapmak bu yöntemlerden olabilir. Çocuğun özgür bir şekilde gelişim gösterme hakkını garanti altına alan ve cinsiyet kimliklerini koruyan herhangi bir yöntem ya da önlem bunlara eklenebilir.

6. İsim Değişikliğini Kolaylaştırmak
Yetişkin olmayan bireylere cinsiyet kimliklerine uygun düşen ismi hızlı bir şekilde resmen tanıtma olanağı sunan isim değiştirme prosedürleri, cinsiyet tanıma prosedürlerine değerli alternatifler olabilir. Böylece günlük yaşamda karşılaşılan birçok pratik sorun ortadan kaldırılabilir, çocuklara ve gençlere tanınırlık ve itibar kazandırılabilir.