Bağlanma Temelli Aile Terapisi: Genç LGBTİ’ler ve Aileleri için Bir Terapi Modeli

Ela Serpil Evliyaoğlu

Sayı: 168, Sayfa: 51-55

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin (American Psychiatric Association-APA) Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’ndan (Diagnostic and Statictical Manual of Mental Disorders – DSM) eşcinselliğin “hastalık” olarak sınıflandırılmasının 1973’te çıkarıldığı bilinmektedir. Ancak, 1973’te APA’nın üyelerine sorduğu “homoseksüelliğin hastalık olduğuna inanıyor musunuz?” sorusuna 5.854 psikiyatrist homoseksüelliğin ruhsal hastalık olmadığına inandığını belirtmesi ve 3.810 psikiyatristin hastalık olduğuna inandığını belirtmesi sonucu (Kihss, 1973) ‘daha yavaş adımlar atmak’ için eşcinsellik, DSM III’te “cinsel yönelim karmaşası” olarak ifade edilmiştir.  

Her geçen yıl, hak savunucularının desteğiyle, LGBTİ’lerin varlığı ve hakları daha yüksek sesle savunuluyor olsa da Mısır, Uganda, İran ve Rusya gibi birçok ülkede hâlâ LGBTİ’lere karşı yasalar ve yaptırımlar uygulanmaktadır (Wong, 2015). Türkiye’de ise LGBTİ’ler nefret suçlarına uğramakta, ayrımcılık görmekte, öldürülmekte ve intihar etmeye zorlanmaktadır. Böylesi bir ortamda beklendiği gibi araştırmalar genç LGBTİ’lerin heteroseksüel olan akranlarına kıyasla daha yüksek düzeyde depresyon belirtisi gösterdiklerini, madde kullanımına daha yatkın olduklarını, daha yüksek oranda kendine zarar verme davranışlarında bulunduğunu ve daha çok intihar riski taşıdıklarını göstermektedir. (Stieglitz, 2010). 

LGBTİ’lerin ruhsal rahatsızlık geliştirmeye yatkınlık faktörlerinin ve ruhsal rahatsızlık geliştirmekten koruyucu faktörlerin incelendiği çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmalarda özellikle toplum baskısı, önyargılar, dışlanma, içselleştirilmiş homofobi, lakap takılması, alay edilmesi, küçük düşürülme ve aile desteğinin olmaması gibi durumların genç LGBTİ’ler için ruhsal rahatsızlık geliştirmeye yatkınlık faktörlerinden olduğu gösterilmiştir (bkz.D’Augelli, Grossman ve Starks, 2006; Meyer, 2003). Bununla beraber tahmin edilebilir şekilde yüksek özgüvene sahip olmak, kabul edici bir sosyal çevre içerisinde olmak, destekleyici aileye sahip olmak, erken yaşta bir LGBTİ ile tanışmak ya da bir LGBTİ destek grubuna dahil olmak da ruhsal rahatsızlıklar için koruyucu faktörler olarak gösterilmektedir (Wong, 2014).  

Yapılan bir araştırmada aileleri tarafından reddedilen LGBTİ’lerde içselleştirilmiş homofobi, madde kullanımı ve sosyal destek azlığının aileleri tarafından kabul edilen LGBTİ’lere kıyasla daha fazla olduğu gösterilmiştir (Puckett, Woodward, Mereish ve Pantalone, 2015). Benzer şekilde genç LGBTİ’lerde cinsel yönelim kabulünün ve açılma güveninin aile ve arkadaş desteğini hissetmekle ilişkili olduğu gösterilmiştir (Shilo ve Savaya, 2011). 

Türkiye’de 2014 yılında SPoD (Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’nun yaptığı 2875 LGBTİ’nin katıldığı araştırmaya göre, katılımcıların %7.2’si LGBTİ kimliklerinin sağlık personelleri tarafından tedavi edilmeye çalışıldığını, %67.4’ü eğitim hayatında cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle tepki aldığını ve %46.1’i en az bir kere ayrımcılıkla karşılaştığını belirtmiştir. Cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle ailelerinden olumsuz herhangi bir tepki alanların oranı ise %87.8’dir. Aile desteği alan LGBTİ’ler toplumsal baskılara, ayrımcılıklara karşı daha dirençli olabilmektedir ve ruhsal rahatsızlık geliştirmeye aile desteği almayan LGBTİ’lere kıyasla daha uzaklardır. Fakat çoğu LGBTİ ebeveyni çocuklarının LGBTİ olma halini anlamakta güçlük çekmekte, kafa karışıklığı yaşamakta, öfkelenmektedir. Sosyal desteğin en önemli ayaklarından olan aile genellikle LGBTİ’lerin ilk şiddete uğradıkları yer olmaktadır (Gökçeoğlu ve ark., 2017). Bu nedenle birçok LGBTİ derneği, destek grubu LGBTİ çocuğu olan ebeveynlerle çalışmakta, soru işaretlerini gidermekte ve aile üyelerinin birbirlerini anlamaları ve kabul etmeleri üzerinde çalışmalar yürütmektedir.  

Bu çabalardan birisi de Bağlanma Temelli Aile Terapisi’dir (Attachement-Based Family Therapy). İlk ortaya çıkış amacı duygusal sorunlar yaşayan çocuk ve gençlerin aileleriyle güvenli bağ kurmalarını desteklemektir. Duygu odaklı terapi (emotion-focused therapy) (Johnson ve Greenberg, 1995) ve çok boyutlu aile terapisinden (multidimensional family therapy) (Minuchin, 1977, akt. Diamond ve Shpigel, 2014)) oldukça faydalanmıştır ve bağlanma kuramı’ndan (attachment theory) yola çıkılarak oluşturulmuştur.  

Bağlanma kuramı kısaca, bebeğe birincil bakımı veren kişiyle kurulan ilişkinin kişinin yaşamı boyunca birtakım etkileri olduğuna yönelik bir teoridir. Kurama göre bir güvenli ve üç farklı güvensiz bağlanma örüntüsü (kaçınmacı, kaygılı, dezorganize) vardır. Bağlanma Temelli Aile Terapisi de güvensiz bağlanma örüntüsü olan ailelerin bağlanma özelliklerini güvenli bağlanma ile değiştirmeyi amaçlamaktadır. Temel olarak terapi odasında aile ve bireyin duygu ve düşüncelerini açıkça ortaya koyabileceği güvenli bir ortam yaratarak adım adım belirlenen seans amaçlarıyla aile üyelerinin birbirlerini olduğu gibi kabul edebilmesi ve beraber yaşam kuralları oluşturabilmeleri sağlanmaktadır. 

Çoğunlukla depresyonda olan, kendisine zarar verme eğilimi ya da davranışı ile intihar girişimleri olan bireylerle çalışmada kullanılmaktadır. Ancak Diamond ve Shpigel (2014) uzun yıllar çalıştıkları genç LGBTİ’ler ve reddedici aileleri için özel adımları içeren yeni bir Bağlanma Temelli Aile Terapisi modeli geliştirmişlerdir. Çalışma genç LGBTİ’ler için aile destek sistemini kuvvetlendirmek amacını taşısa da araştırmanın aktarılan bölümünde trans, biseksüel, interseks gençler ile ailelerinin yer almadığını, araştırmanın gey ve lezbiyen gençler ve aileleriyle yürütüldüğünü not düşmekte fayda var.  

Bu gözden geçirme yazısı genç LGBTİ’ler ve ebeveynleri için düzenlenen bu terapi modelini yakından incelemeyi amaçlamaktadır. Genç LGBTİ’ler ve ebeveynleri için Bağlanma Temelli Aile Terapisi (Diamond ve Shpigel, 2014), 5 basamaktan oluşmaktadır. Her basamaktaki seans amaçları ve işleyiş aktarılmaktadır.  

1.    Aşama: Genç Yetişkinle İş Birliği Kurmak 

Bu aşamada genç yetişkinle birebir, ebeveynleri olmadan ihtiyaca göre birkaç seans gerçekleştirilir. Bu seanslarda kişinin hayatının ailesiyle yaşadığı zorluklar dışında kalan kısmı ele alınır. Bir genç olarak hayatında neler olup bittiği, şu anki ilgileri, değerleri, hayalleri konuşulur.  

Daha sonra ise kişinin gelişim süreçleri, sosyal çevre ve okuldaki tecrübeleri, ebeveynleriyle yaşadığı zorluklar ele alınır. Ailesiyle ilgili hayal kırıklıkları, endişeleri detaylı şekilde incelenir. Yine bu aşamada kişinin bağlanma ihtiyaçlarına ve bu ihtiyaçların nasıl doyurulduğu ya da doyurulmadığına dikkat edilir.  

Genel olarak bu aşamanın amacı, bağlanma kuramı çerçevesinde kişinin bağlanma örüntüsü, karşılanan ve karşılanmayan ihtiyaçlarının belirlenmesi ve karşılanmayan ihtiyaçlar karşısında kişide gelişen süreçlerin incelenmesidir. Yine bu aşamada terapist ve genç yetişkin hisleri ve düşünceleri ebeveynlerle paylaşmaya da hazırlık yaparlar. Genç yetişkin ebeveynleriyle paylaşmaya hazır olana kadar bu aşamada çalışılmaya devam edilir.  

2.    Aşama: Genç Yetişkinin Ebeveynleriyle Yeniden Temasına Hazırlanma 

Aile terapilerini genellikle genç LGBTİ’ler başlatır. Ebeveynler durum hakkında konuşamayacak kadar utangaç, kızgın, korkmuş, öfkeli ve kafası karışık olabilirler. Bu nedenle çoğu zaman ebeveynleri konuşmanın gerekliliğine ikna etmek genç yetişkinlere kalmaktadır. Öte yandan, genç LGBTİ’ler de korkmuş, kızgın, utangaç, öfkeli ve kafası karışık bir halde olabilmektelerdir. Fakat yine de ısrarlı şekilde reddeden ebeveynlere karşı genç LGBTİ’lerin iletişim çabasına daha sık rastlanır.  

Terapinin bu aşamasında eğer ebeveynler terapi sürecine dahil olma fikrinden haberdar değillerse, gencin onları bu sürece hangi yöntemle dahil etmek istediği üzerinde çalışılır. Kimileri yüz yüze konuşmada rahat hissederken kimisi bir başkasından destek almayı kimisi de bir mektupla iletişim kurmayı daha rahat uygulayabilir. Uygun yöntemin hangisi olduğu, nasıl uygulanacağı, kişiyi ürküten tarafları ele alınır ve kişinin ailesini terapiye dahil etme girişimleri yüreklendirilir.  

3.    Aşama: Ebeveynlerle İş Birliği Kurmak 

Nadiren terapi sürecine katılmak istemeyen ebeveynler olsa da çoğu ebeveyn sürece dahil olmaya olumlu yanıt vermektedir. Bu aşamada genç yetişkin olmadan, ebeveynlerle yalnız görüşmeler planlanır. İlk görüşmede ebeveynlerin hayatlarına dair bilgi güçlü ve daha az güçlü olan yanlarına dikkat edilerek toplanır. Empati çerçevesinde ebeveynler, çocuklarının LGBTİ olduğunu öğrenmelerinin zorlayıcı yanlarını ve duygularını ortaya çıkarmaya davet edilir. Daha önce genç LGBTİ’yle olduğu gibi buradaki seanslar da ebeveynlerle yalnız şekilde yürütülür. Bu aşamada terapist muhtemelen LGBTİ olmanın bir tercih olduğuna dair ısrarcı ve suçlayıcı ifadelerle karşılaşacaktır. Acele etmeksizin ebeveynlerin hatalı düşünce örüntüleri incelenmeli, ebeveynler duyguları hakkında konuşmaya yüreklendirilmelidir. Terapist, adım adım ebeveynlerin kafa karışıklığını gidermeye yönelik açıklamalar yapmalıdır. Bazı aileler için kayıpla baş etme-yas yöntemleri de uygulanabilmektedir çünkü bazı aileler için kendi zihinlerinde oluşturmaya çalıştıkları çocuklarının kaybı ve gerçeklikte var olan çocuklarının kabulü söz konusudur.

Unutulmamalıdır ki ebeveynlerin kaygılarının bir kısmı aile, akraba ve arkadaşlarından gelecek yıkıcı tepkiler karşısında ne yapacaklarını bilmemekten kaynaklanmaktadır. Bu aşamada ebeveynler LGBTİ olma durumunu yeterince anladıklarında rol yapma gibi tekniklerle sosyal çevrelerine nasıl yanıt vereceklerini prova ederler. Yine bu aşamada terapist, geniş ailede ya da yakın aile dostları arasında, genç yetişkinin LGBTİ olduğunu bilen olup olmadığını ve varsa bilen kişilerin tepkilerinin nasıl olduğunu öğrenmeye çalışır. Bunu yapmasının amacı muhtemelen destek kaynaklarını ortaya çıkarmaktır.  

Ebeveynlerin kabul etme sürecine girmeleriyle beraber genç yetişkinle olan bağlanma örüntülerine bir de ebeveynlerin açısından bakılır. Genç yetişkin ve ebeveynler arasındaki bağlanma atıfları terapist tarafından incelenir ve bağlanma yapılandırması seansları için hazırlık yapılır.  

4.    Aşama: Aile Üyelerini Bağlanma Oturumları İçin Hazırlamak 

Bu aşamada aile üyeleri terapi odasında bir araya gelir; duygularını kabul ederek, kırılgan yanlarını açar şekilde iletişim kuracakları ve sorulara içtenlikle yanıt verecekleri konusunda fikir birliğine varmışlardır. Terapist, daha önceki seanslarda aile bireylerini bu süreçte inciten şeylerin ne olduğunu keşfetmeleri konusunda yüreklendirerek bu seanslara da hazırlık yapmış olmalıdır. Çünkü bu seanslarda duygular kadar olaylar da konuşulacaktır ve konuşulacak olaylar genellikle kişilerin öfkelendiği, yaralandığı anlara dair olacaktır.  

Özellikle ebeveynlerin merak ettiği ve daha önce soramadığı birçok soru olacaktır. Örneğin, “lezbiyen olduğunu ilk ne zaman fark ettin?”, “ortaokulda sürekli vakit geçirdiğin kız arkadaşın o zaman dediğin gibi sadece arkadaşın mıydı?” gibi. Aynı şekilde genç yetişkinin de ebeveynlerine daha önce soramadığı ve yanıt almayı bekleyen soruları olacaktır “mahallede alay edildiğimi gördüğünüz halde beni neden korumadınız?” gibi. Terapist her bir sorunun detaylıca çalışıldığından emin olmalıdır. Aile üyelerinin sorulara içtenlikle yanıt vereceği güvenli ortamın varlığı bağlanma örüntülerini de değiştirecektir.

5.    Aşama: Bağlanma Seansları 

Bu aşamada genç yetişkin ve ebeveynler birbirleriyle nasıl iletişim kuracaklarını öğrenmişlerdir ve terapistin rolü artık daha çevrede kalmak ve süreci yönetmektir. Bu aşamada aile üyeleri zor meseleler hakkında konuşma cesaretine sahiptir ve birbirlerini kabul etme yolunda adımlar atmaktadırlar.

Aile üyelerinin terapi sürecinde yaşam boyu devam ettirebilecekleri becerileri edinmiş ve yeni, güvenli bir bağlanma oluşturmuş olmaları hedeflenmektedir. Elbette her birey gibi her aile de kendi özelliklerini taşımaktadır. Kimi aileler kendi doğallarında güvenli bağlanma ile meselelerini çözebilirken kimileri desteğe ihtiyaç duymakta kimileri ise destek arayışına tamamen kapalı olmaktadır. Benzer şekilde kimi genç LGBTİ’ler aileleriyle güvenli bağlanma çerçevesinde bir ilişki isterken kimileri ilişki kurmaktan kaçınabilir. Ancak, araştırmalar göstermektedir ki gençlerin ve özellikle genç LGBTİ’lerin ailelerinden aldıkları destek onlar için koruyucu bir faktördür. Aile desteği bireyin geniş ailesinde, yaşadığı çevrede uğrayacağı ayrımcılığı azaltmaktadır. Benzer şekilde aile desteğini hisseden bireyler sosyal hayatlarında da ayrımcılık, nefret söylemi gibi zorlayıcı faktörlere direnmekte ve etkili çözüm yolları bulmakta daha başarılı olmaktadır. 

Bütün bunlar ve genç LGBTİ’ler ve aileleri için uygulanan Bağlanma Temelli Aile Terapisi’ni konu alan araştırmalar göz önüne alındığında, bahsedilen terapi modelinin genç LGBTİ’ler ve ebeveynlerinin güvenli ilişki geliştirebilmeleri için etkili yöntemlerden birisi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Benzer şekilde, aile destek gruplarında bağlanma temelli yöntemlerin ve müdahalelerin yaygınlaşmasının genç LGBTİ’lerin ihtiyaç duydukları ve hak ettikleri desteği görmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir.  

 

Kaynakça

Amerikan Psikiyatri Birliği. Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), (çev. ed. E Köroğlu) Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2013.

D’Augelli, A. R., Grossman, A. H., & Starks, M. T. (2006). Childhood gender atypicality, victimization, and PTSD among lesbian, gay, and bisexual youth. Journal of interpersonal violence21(11), 1462-1482. 

Diamond, G. M., & Shpigel, M. S. (2014). Attachment-based family therapy for lesbian and gay young adults and their persistently nonaccepting parents. Professional Psychology: Research and Practice45(4), 258. 

Johnson, S. M., & Greenberg, L. S. (1995). The emotionally focused approach to problems in adult attachment.

Kihss, P. (26 Mayıs 1974). Psychiatrists Are Seeking New Vote on Homosexuality as Mental Healt. Erişim adresi https://www.nytimes.com/1974/05/26/archives/-psychiatrists-are-seeking-new-vote-on-homosexuality-as-mental.html  

Meyer, I. H. (2003). Prejudice, social stress, and mental health in lesbian, gay, and bisexual populations: conceptual issues and research evidence. Psychological bulletin129(5), 674.

Puckett, J. A., Woodward, E. N., Mereish, E. H., Pantalone, D.W. (2015). Parental Rejection Following Sexual Orientation Disclosure: Impact on Internalized Homophobia, Social Support, and Mental Health. LGBT Health, Vol. 2, No.3.

Shilo, G., & Savaya, R. (2011). Effects of family and friend support on LGB youths? mental health and sexual orientation milestones. Family Relations60(3), 318-330.

Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği. Psikologlar İçin LGBTİ’lerle (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) C?alıs?ma Kılavuzu. 2017. Eris?im adresi: http://panel.stgm.org.tr/vera/app/var/files/p/s/psikologlar_icin_lgbtilerle_calisma_kilavuzu_todap.pdf

Yılmaz, V., Göçmen, İ. (2014). Türkiye’de Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırmasının Özet Sonuçları. Erişim adresi https://spf.boun.edu.tr/sites/spf.boun.edu.tr/files/T.pdf