En Normal Cinsellik Kendi Cinselliğindir

Biricik

Sayı: 174, Sayfa: 44-46

Bir varmış, bir yokmuş. Çok eskilerden beridir bir köy varmış. Vakti zamanında birileri bu köyün meydanına bir çizgi çizmiş. İki ucu olan bu çizgiye de “doğru” demişler. Her şeyi bu çizdikleri doğrunun iki ucunda ölçmeye, tartmaya ve tanımlamaya başlamışlar. Sadece düşündükleri şeyleri değil oldukları şeyleri de bu “doğru”ya sığdırmaya kalkışmışlar. Uzunca bir süre herkes kendisini, çevresini, yaptığını, söylediğini bu iki cevap arasına sıkıştırmış. Zaman geçtikçe, köyün meydanındaki doğru eskimeye, fiziksel olarak dökülmeye başlamış. Bu yapının bozulmasını önlemek isteyen köylüler köyün meydanına bir “merkez” inşa etmişler. Bu merkezde “doğru”yu korumak adına kültürleriyle birleştirerek, bir sürü bir sürü norm üretmeye başlamışlar. Herkes bu ergonomik taşınabilir normları evlerine, ocaklarına taşımış. Normlar merkezden köyün bütününe ulaşacak şekilde, okullara, kahvelere, sokak başlarına ücretsiz bir şekilde gönderilmeye başlamış… 

 

Her bir yanımız normlarla örülü, her şeyin ne olması ve nasıl olmasıyla ilgili dayatılan dar kalıpların içinde; kim olduğumuzu, ne istediğimizi, nelerden keyif aldığımızı keşfetmek için çok az alan tanınıyor bizlere. Halbuki hepimiz, biriciğiz. Varoluşu kavrayışımız, deneyimleyişimiz biricik ve bize özel. Hazlarımız, arzularımız, isteklerimiz, verdiklerimiz, kattıklarımız eşsiz. Kendimizi bu normların içinde ölçüp biçmeye, tartmaya, etiketlemeye mecbur değiliz. 

 

Cinsellik evrensel boyutta en büyük tabulardan biri. Buna ek olarak coğrafyamızda kültürel, ahlakçı ve dini birtakım baskılarla seks negatif bir ortam yaratılmış durumda. Cinselliğimizi konuşmayı geçtim, cinsellik derken bile kendimizi tuhaf hissedebildiğimiz bir gerçeklikte yaşıyoruz. Üzerine konuşmadıkça, dinlemedikçe ve tartışmadıkça, cinsellik üzerine tuhaf mitler, algılar, sorumluluklar, normlar oluşuyor. Cinselliğin bizdeki biricik karşılığını keşfetmekten geri durduğumuz / durdurulduğumuz için sekse dair yanlış ve kalıp fikirlerimiz oluşmuş durumda. Bu kalıpların içine kendimizi sığdıramadıkça, arzularımızın ahlakçı normların dışına olduğunu düşündükçe de, kendimizi öteki ve mutsuz hissetmemiz doğal bir sonuç. Şimdi bu normları bir kenara bırakıp biricik kendimizin ne istediğini dinleme fırsatını kendimize verelim.



Seks öncelikle bizim için

Seks karşımızdakileri ya da toplumu memnun etmek veya beklentilerini karşılamak için sunduğumuz bir performans değil, birlikte çıktığımız ve her biriciğin hazlarının gözetildiği anlaşmalı bir yolculuktur. Varmamız gereken bir hedef, ulaşmamız gereken bir doyum, kanıtlamamız gereken bir varoluş değildir. Partnerlerimize, eşlerimize, birlikte olduklarımıza, sevgililerimize, bardan aynı eve döndüklerimize bitmek tükenmek bilmeyen bir seks görevimiz varmış gibi algı yaratılıyor ve öğretiliyor bizlere. Seks ancak ve ancak biz de istiyorsak katılabileceğimiz; kendimiz için de yapacağımız bir eylemdir. Hiç kimseye ya da hiçbir topluma hiçbir performansın borçlusu değiliz.



Cinselliğimin varlığından ya da yokluğundan utanmıyorum

Cinsellik, doğaldır, ayıp değildir. Varlığı veya yokluğuyla varoluşumuzun bir parçasıdır. Seks negatif ve cinselliğin tabu, ayıp, kapalı kapılar ardında yaşanması gereken bir şey olarak gösteren/anlatan bir çevrede büyümüş olmamız, varoluşumuzun bu kadar doğal bir parçasına yabancılaşmamıza neden oluyor. Cinselliğimizi olduğu ya da olmadığı gibi kabul edip, nelerden haz duyduğumuzu, neleri istemediğimizi, sınırlarımızı ve arzularımızı keşfetmek, kendi cinsel devrimimizi başlatmak için hiçbir zaman geç değil. Kendimizi tanıdıkça, bildikçe, neler istediğimizi veya istemediğimizi öğrendikçe, akla hayale gelmeyecek kadar güçlendiğimizi de fark edeceğiz. Cinsel özgürlük, büyük bir alan, biricikliğimize dair ciddi bir güçlenmedir. Ve belki de bu nedenle kendinden bu kadar emin, ne istediğini bilen biricikler olamayalım diye cinsellik dev bir tabu ve tek tipleştirilmesi için medya-okul-devlet politikaları-kültür tarafından abluka altında. 


Seksten keyif almak zorunda değiliz

 

Herkesin cinsel çekim duyduğunu varsayan allonormatif düşünceyi ve herkesin seksten keyif alacağını normal kabul etmeyi bir kenara bırakalım. Seksin zevk alınan, herkes için ortak bir deneyim olduğunu düşünmek biricikliğimize aykırı bir durum. Aseksüelliği dışlayan ve görmezden gelen bu algıya karşı, kendimizin gerçekten neyi istediğine alan verelim. Seksten keyif almamak keyif almak kadar doğaldır. Seks yapanlar yapmayanlardan üstün değildir. Bazı biricikler resim yapmayı severler, bazıları sevmezler. Bazı biricikler gece uyumayı sever, bazıları gündüz. Bazı biricikler funk, bazıları rock severler. Nasıl ki bunlar arasında şudur doğrusu ya da normali diyemiyorsak, sekse yaklaşımlarımızın da bir normali ve doğrusu olamaz. 

 

Seksin tek bir şekli yoktur

Seksin rollerini ve hazlarını penetrasyon üzerinden kurguladığımızda, seksin sadece bir ve muhtemelen en yaygın şeklini bir norm ve yeterlilik testi olarak algılamış oluruz. Seks sadece penetrasyon değildir. Seks penetrasyon içerebileceği gibi, içermeyen bir sürü yakınlaşmayı da kapsar. Aynı şekilde boşalmak da seksin ana hedeflerinden ve sonuçlarından biri değildir. Boşalmadığımız, orgazm olmadığımız, penetrasyonun gerçekleşmediği seksler de vardır, keyiflidir ve geçerlidir. Seks, kendi biricik yorumumuzla, kendi biricik hazlarımızın ve sınırlarımızın gözetildiği bir akışma halidir (veya sabit bir hal de olabilir). İyi bir seksin bir formülü yoktur. Çünkü hepimizin hazları, arzuları, fetişleri, yaklaşımları, tatmini biriciktir ve sabit değildir. Seksin tanımı öznel ve biriciktir.



Seks en samimi karşılığımız değil

Seksin tabu olmasıyla beraber üzerine daha az konuşmamız ve deneyimlememiz; seks yapılan kişiye karşı sanki en samimi paylaşımımızı sunuyormuşuz gibi bir algı yaratıyor. Bu da seksi sadece çok özel kişilerle paylaşabiliriz normunu yaratıyor. Seksin birçok anlamda yoğun bir deneyim olduğunu göz ardı etmemekle beraber, bu kadar kutsallaştırılması bazı deneyimlerimizin önüne geçiyor olabilir. Seksi romantik ilişkilenmelerimize özel kıldığımızda, yine seksi görev tanımları içinde algılamış oluyor olabiliriz. Ancak seks bizim biricik doğal gereksinimlerimizden biri ve bunu istediğimiz zaman karşılıklı onay verdiğimiz herkesle yaşayabilmemiz gerekiyor. Ve bu paylaşımlar en derin kendimizi ve en özel samimiyetimizi paylaştığımız bir deneyim olmak zorunda değil.



Seksle ilgili oluşabilecek tek normal onay ve saygı kültürü olabilir

 

Cinsellikle ilgili evrensel boyutta bir norm oluşturacaksak, bu onay ve saygı kültürü normları olabilir. Karşımızdakinin biricikliğine, isteklerine, arzularına, cinselliğini ifade edişine, fetişlerine, iştahına saygı duymak zorundayız. Kimseyi hissettiği veya deneyimlediği bir şeyden dolayı yargılayamaz, onları değişmeye zorlayamayız. Onay ve rıza kültürü cinsellikte önemli bir yere sahiptir. Biriciklerin tamamının onayının olmadığı herhangi bir aksiyon taciz olabilir. Bu nedenle özellikle cinsel herhangi bir hamleden önce karşımızdaki biriciğin onayını sözlü ya da işaret diliyle aldığımızdan emin olmalıyız. Evet’i duymak/görmek önemlidir. Karşımızdakinin hayır demiyor olması, eylemlerimize onay verdiği anlamına gelmez. Bu nedenle beklentiler ve sınırlar üzerine önceden konuşmak hem daha sağlıklı bir onayın anahtarı, hem de çıkacağımız yolculuğun zenginleştiricisi olabilir.

Son söz niyetine

 

Merkeze yolu düşmeyen, merkeze ilgi duymayan, merkezde olmak istemeyen, merkezden geçmek istemeyen, merkezden uzak olmak isteyen bir sürü köylü bir araya gelmişler. Neredeyse bütün köylüler oradalarmış. Ne kadar kalabalık olduklarını fark ettikçe, merkezden gönderilen bütün normları teker teker parçalamaya başlamışlar. Kırılan norm parçaları toz olup havaya karışmaya başlamış, içleri o kadar boşmuş ki geriye zamanında orada olduklarını anlatan efsaneler dışında hiçbir şey kalmamış. Gökten üç elma düşmüş: biri köydeki lubunyalara, biri şehirdeki lubunyalara, birisi de Nerede-idüğü belirsiz lubunyalara.