Biseksüelliğin Anlatılamayan Hikâyeleri[1]

Zeynab Peyghambarzadeh, Çeviri: Mehrdad Emami

Sayı: 175, Sayfa: 44-47

Sekiz sene önce, 2012 yılının güzünde “Bi Lives”[2] adlı kitabın önsözünü takma ismimle Radio Zamaneh’nin LGBT sayfası için çevirdiğim zamanlar Farsça’da biseksüellik ile ilgili çok az kaynak vardı.

Aynı yılın yazında, Avrupa’ya göç etmemden bir sene sonra, Amerikalı biseksüel kadınların hikâyelerini okumaya başladığım. İlk kez cinsel yönelimle ilgili anlatılan kişisel hikâyelerle empati kurabildim. Ondan önce cinsel yönelimle ilgili okuduğum bütün kişisel hikâyeler eşcinseller ile ilişkiliydi. Biseksüellik ve bifobi ile ilgili birçok okuma yapmıştım ancak kişisel hikâyeleri okumam etkisi çok daha fazla oldu.

Neden hayat hikâyelerinin anlatımı önemli?

Hikâyeler insanlık tarihinde, dilin ve yazının farklı biçimlerinin icat edilmesinden itibaren önemli olmuştur. Hepimiz her gün farklı durumlarda kendimiz veya başkalarının hayatlarıyla ilgili hikâyeler anlatır veya bu hikâyeleri dinleriz, okuruz ve görürüz. Bu hikâyelerin nasıl anlatılacağı ise farklı etmenlere bağlı.

Anlatıcının daima farkında olduğu veya olmadığı belirli önyargıları vardır. Örneğin, dinleyicinin bir hikâyenin yaşandığı arka plana yönelik ne kadar bilgi sahibi olduğu veya hikâyenin onun için ne kadar anlaşılır ve inandırıcı olduğu gibi. Buna ilaveten, her toplumda ve her dönemde belirli hikâyeler egemen olup ulaşılır hale gelerek diğer hikâyelerin anlatımını ve insanların bu hikâyeleri nasıl kavradıklarını etkiler. Bu gibi hikâyeler farklı düzeylerde yani yüz yüze ilişkilerimizde, medyanın çeşitli içerikleri karşısında, dilsel, kültürel ve sosyal yapıların etkisinde oluşur.

Aslında bizler hikâyeleri tek başımıza oluşturmayız, daha çok etrafımızdaki öğretici rolünü oynayanlar bilerek veya bilmeyerek sürekli bize bir hikâyenin hangi versiyonlarının inandırıcı, makul, etik ve doğru olup olmadığını öğretirler. Bu egemen hikâyeler kendimizin ve başkalarının hayatlarına yönelik kavrayışımızı ve bu konuda konuşma tarzımızı oluşturur. Toplumsal hareketler, egemen hikâyeleri değiştirmeye çalışır. Örneğin, 1970’ten itibaren Batı ülkelerindeki LGBT hareket, heteroseksüel olmayan ilişkileri “tedavi olması gereken bir hastalık” olarak gören egemen hikâyelere karşı çıkarak onun yerine eşcinselliği doğal, sağlıklı, insani ve etik olarak betimleyen başka bir hikâye ile değiştirmişlerdir.[3]

Cinsel Yönelime Yönelik Farsça Hikâyeler

2014’te Eagle Herck[4] konferansında sunduğum makalemde, cinsel yönelime yönelik Farsça’da veya İranlı LGBT’ler ile ilgili İngilizce’de yayınlanan kaynaklarda çoğunlukla biseksüellerin gözardı edildiğini dile getirdim. Biseksüelliğe nadiren değinen kaynaklarda ise biseksüellik daha çok biseksüel olmayanlar tarafından betimlenmiş ve eşcinseller, biseksüelleri şehvet düşkünü olarak damgalamışlardı. Bazen de biseksüellerin eşcinseller ve translar gibi ayrımcılığa uğramadıkları iddia edilmişti.

Bu boşluğu doldurmak ve biseksüelliğe dair bakışı değiştirmek amacıyla, 2015’te Biseksüel sitesini iş arkadaşım Soude ile kurduktan sonra Farsça konuşan biseksüellere kendi yaşam hikâyelerini anlatmaları için bir çağrıda bulunduk. Bizimle iletişim kuran bazı biseksüeller kimliklerini açıkça ifade edemeyeceklerini dile getirdiler çünkü eşcinsel olarak iltica etmişlerdi. Hatta biseksüel olarak iltica başvurusunda bulunan bazı kişiler bile kimliklerini kimseye açıklamamışlardı.

Öte yandan, İran’da yaşayan LGBTİ+’lara ulaşmanın zor olmasından dolayı bu alanda çalışanların hazırladığı İranlı LGBTİ’ler ile ilgili raporlarda, belgesellerde ve araştırmaların çoğunda sadece Türkiye’de yaşayan İranlı eşcinsel ve trans mültecilerin durumu ele alınmıştı. Dolayısıyla, biseksüel mülteciler üzerine okuma yapmaya başladım.

Yalnızca İranlı biseksüel mülteciler eşcinsel olarak iltica başvurusunda bulunmadılar. 2015’te Biseksüel Görünürlük Günü sebebiyle yazdığım ve Radio Zamaneh’nin LGBT sayfasında yayınlanan yazımda sadece mülteci hakları alanında çalışan aktivistlerin değil Britanya gibi ülkelerde mültecilerin başvurularını değerlendiren kurumlarda çalışanların dahi biseksüel mültecilere eşcinsel olarak iltica başvurusunda bulunmalarını tavsiye ettiklerini ve bu sayede kabul alma şanslarının arttığını söylediklerini dile getirdim.

Dolayısıyla, Kuzey Amerika, Avusturalya ve Avrupa’da[5] yapılan araştırmaların gösterdiği gibi, kendilerini biseksüel olarak tanımlayan mültecilerin sayısı kendilerini eşcinsel olarak tanımlayan mültecilerden daha az. Bu araştırmalara göre, biseksüel mültecilerin iltica başvurularının farklı ülkelerde kabul edilmesi daha az görülmektedir. Birleşmiş Milletler’in mülteci LGBT’lerin durumuna yönelik yayınladığı 2011 ve 2012 kılavuzlarında vurguladığı şekilde biseksüeller de, eşcinsel ve trans mülteciler gibi ‘belirli grupların üyesi olmaktan ötürü’ ayrımcılığa uğradıklarından desteklenmeleri gerekirken, biseksüel mülteciler bu gibi ayrımcılıklara uğramıyor gibi yansıtılmaktadır.

2019’da Biseksüel Görünürlük Günü için yazdığım metinde değindiğim bir diğer şey ise, Avrupa’da LGBTİ mültecileri destekleyen kurumlarda çalışanların birçoğunun biseksüelleri ‘yalancı’, eşcinseller kadar desteğe ihtiyacı olmayan bireyler olarak görmeleriydi. Onlar biseksüelleri, eşcinsellerin rakibi olarak ve dolayısıyla iltica başvurularının kabul şansını azaltan veya bu süreci aksatan kişiler olarak görüyorlardı.

Biseksüellerin veya kendi cinsel yönelimini sorgulayan kişilerin cinsel yönelimlerinin akışkanlığı, onların seksüalitesinin tercihe bağlı olduğu veya kimliklerinin gerçek olmadığı anlamına gelmez. Son yıllarda, LGBT’ler ile ilgili ülke çapında, Avrupa’da ve uluslararası arenada yapılan farklı konferanslarda, biseksüel mültecilerin uğradığı ayrımcılıkları dile getirmemin sebebi bu ayrımcılıkların görece azalmasıyla birlikte İranlı biseksüel mültecilerin kendi cinsel yönelimlerini anlatmaya cesaret bulmaları yönündeki umudum olmuştur.

İranlıların Cinsel Yönelime Dair Anlayışı İltica Sürecinde Nasıl Şekillenir?

Yukarıda sözünü ettiğim araştırmalar, Amerika, Kanada ve Avustralya’daki iltica dosyaları üzerinden veya Avrupa’daki mülteci hakları savunucusu olan kurumlarda çalışanlarla yapılan görüşmelerden elde edildi ve hiçbir hikâye biseksüel mültecilerin kendi ağzından olan anlatılar değil.

Dolayısıyla Türkiye’de yaşayan İranlı biseksüel mültecilerin hikayelerini kendi ağızlarından dinlemeye ve onlarla ilişkide bulunan başka LGBT mülteciler ile Türkiye’deki mülteci hakları savunucusu olan kurumlarda çalışanlarla da konuşmaya karar verdim.[6]

Zira mülteci hikâyeleri de diğer hikâyeler gibi egemen hikâyelerin etkisinde oluşur. Mülteciler; diğer mülteciler, aktivistler, avukatlar, tercümanlar, mülteci hakları kurumlarında çalışanlar ve özellikle iltica başvurularını değerlendirenlerin karşısında kendi iltica hikâyelerini anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir şekilde nasıl anlatacaklarını öğrenerek anlatırlar. Türkiye’de İranlı LGBT mültecilerle geniş bir ağ kurmama rağmen biseksüel yönelimleri hakkında konuşmak isteyen mültecileri bulmak kolay değildi. Görüşmelerden ve kurumlarda çalışanların da beyan ettiği bilgilerden yola çıkarak diyebilirim ki biseksüel mültecilerin sayısı, biseksüel olmayan mültecilerin (eşcinsel, hetero-translar veya eşcinsel-translar) sayısından az.

Görüşülenlerin çoğu, İran’daki LGBTİ’ler tarafından ve Türkiye’deki İranlı LGBT mülteciler arasında bifobi ile karşılaşmakta. Böyle bir ortamda biseksüel mülteciler cinsel yönelimlerini açıklamak üzere farklı stratejiler uygulamışlar. Örneğin bazıları iltica sürecinde kendilerini eşcinsel olarak tanıtmışlar, bazıları ise toplumsal cinsiyet kimliği veya ev içi şiddet gibi başka nedenlerden dolayı iltica etmişlerdi fakat hepsi İran’da ve Türkiye’de İranlı LGBT camiasında bifobi ile karşılaşmışlardı.

Dolayısıyla biseksüel olduklarını iltica başvurusu sırasında belirten kimi mülteciler, İranlı LGBT camiasının bazılarında kabul görmek için kendilerini eşcinsel olarak tanıtmayı tercih etmişlerdi. Cinsel yönelimi dışında cinsiyet kimliği, ev içi şiddet gibi başka nedenlerden dolayı iltica edenler veya partneri LGBT olan kişiler, partneri LGBT olmayan veya herhangi biriyle ilişkisi olmayan biseksüel mültecilere kıyasen daha az yalancılıkla suçlanmışlar.

Eşcinsel beyan bir mültecinin cinsel yönelimiyle ilgili iddiasını doğrulamak için yeterliyken biseksüel mülteciler adli kovuşturmaya ve aile bireyleri tarafından kendisine uygulanan baskıyı ispatlamak için geçerli belgeler sunmaya mecburdular. Biseksüel mültecilerin bir kısmı arkadaşlarının Kanada ve Amerika gibi ülkelerdeki LGBT camiasında kabul görmedikleri gerçeğini düşünerek üçüncü ülkeye yerleştikten sonra bile biseksüel kimliklerini açıklayabileceklerini ummuyorlardı.

Cinsel Yönelime Dair Egemen Hikayelerin Değişimi

Bugün, “Biseksüel Kadınların Yaşamı” gibi kitapların yayınlanmasından 24 yıl sonra, LGBTİ+ hakları aktivistlerinin yazın dünyası hayli değişmiştir. Bugünlerde, cinsel yönelimin akışkanlığı, özellikle Batılı ülkelerdeki genç topluluk tarafından her zaman olduğundan daha çok kabul görmektedir. Fakat mültecilerden hâlâ ikili yönelimler olan heteroseksüel veya eşcinsel kategorilerine uymaları beklenir. Farsça yazınlarda ise, ilticaya dair cinsel yönelim ile ilgili söylemin yoğunlaşması İranlılar arasında ‘gerçek’ eşcinsellik ile ‘yalancı ve suiistimalci’ biseksüellik olarak ifade edilen bir ikileme yol açmış şekilde karşımıza çıkar.

Diğer yandan, cinsel yönelime dair egemen hikayelerin gittikçe değişmesiyle birlikte iltica sistemlerinin biseksüel mültecilere karşı ayrımcılıkları da azalmakta. 2019’da Hollanda’da yaşayan LGBT mültecilerin durumu üzerine yapılan bir araştırmaya[7] göre kendini biseksüel olarak tanıtan kişilerin sayısı her ne kadar kendini eşcinsel olarak sunan kişilere kıyasen az da olsa, bu mültecilerin biseksüel olmaları iltica başvurularının kabul edilme şansının azalmasına neden olmamıştır. Öte yandan, mültecilerin ise artık daha rahat bir biçimde biseksüel kimliklerini ifade ettiklerini görüyoruz. Türkiye’de yaptığım görüşmelerde, yakın zamanlarda İran’dan Türkiye’ye gelen biseksüel mültecilerin daha eskiden Türkiye’ye giriş yapanlara kıyasla, iltica başvurusu sırasında cinsel yönelimlerini ortaya koyup biseksüel hikayelerini anlatmaya eğilim gösterdiklerini gördüm.

Son yıllarda, birçok İranlı kendi biseksüel hikayelerini sosyal medyada anlatıyor. Bu kısa ve gayri-resmi olan hikâyelerin anlatıcıları İran’da yaşadıkları halde takma isimlerle cinsel yönelime dair yazılar yazıyor. Kendi ad ve fotoğraflarıyla bu konularda yazı yazanlar veya İnstagram gibi platformlarda kendi videolarını paylaşanların büyük bir kısmını mülteciler veya eskiden mülteci olanlar, İran dışında yaşayanlar oluşturuyor.

Bu öznel hikayelerdeki cinsel yönelimin akışkanlığı, küresel düzeyde egemen olan hikâyelerin değişimiyle birlikte biseksüellerin hikâyesinin gelecekte Farsça yaygın medya organlarında, kurumsal ve akademik araştırmalarda, İranlılar ile ilgili başka dillerde yapılan incelemelerde görülmesini ve duyulmasını umuyorum.

 


[1] Bu yazı ilk olarak Farsça yayın yapan www.radiozamaneh.com yayınlanmıştır.

[2] Bi Lives: Bisexual Women Tell Their Stories. Tucson, Ariz: See Sharp Press, 1999.

[3] Plummer, K. (1995). Telling sexual stories: Power, change, and social worlds. London; New York: Routledge.

[4] Eagle Herck sonrasında Outright Action International olarak ad değiştirdi. 

[5] Rehaag, S. (2009). Bisexuals Need Not Apply: a comparative appraisal of refugee law and policy in Canada, the United States, and Australia. International Journal of Human Rights, 13(2), 415-436.

Jansen, S., & Spijkerboer, T. (2011). Fleeing homophobia: Asylum claims related to sexual orientation and gender identity in Europe. Amsterdam: COC Netherlands, VU University Amsterdam.

La Violette, N. (2015). Canadian Appellate Level Decisions Dealing with Refugee Claims Based on Sexual Orientation and Gender Identity. University of Ottawa. 

[6] 2017’den itibaren bu araştırma üzerine doktora tez konum olarak çalışıyorum. İlerleyen zamanlarda araştırma sürecini ve sonuçlarını daha detaylı bir şekilde anlatacağım. 

[7] Jansen, S. (2019). Assessing LGBTI asylum application in the Netherlands following the XYZ and ABC. Amsterdam: COC Netherlands.