KAOS’A DAİR

Kaos GL

Sayı: 33, Sayfa: 31

Bu metin, Radikal Gazetesi’nin haftalık eki Radikal İKİ’ye, Ali Kemal Yılmaz’ın hazırlayacağı yazı için kaleme alınmış ve gönderilmiştir.

 

 

80’li yıllarda, Türkiye’nin daha önce hiç duymadığı ya da alışık olmadığı seslere, toplumsal mücadele alanında yükselmeye başladığında çok farklı kesimlerden benzer tepkiler gelmişti. Eşcinseller, feministler, yeşiller... Bunlar da nerden çıkmışlardı? Hatırlanacağı gibi 80’li yıllar hem Türkiye’de hem de Dünya’da özgürlükçü hareketlerin yenilgi dönemi olmuştu. 68’in Dünya’yı kasıp kavuran rüzgarı kesilmişti. Kuzey Amerika’da Reagan, Batı Avrupa’da Demir Leydi ile birlikte yükselen yeni sağ, neo-liberalizm bayrağı altında, kurumsallaşmış aileyi yeniden kutsayarak kadınlardan eşcinsellere pek çok toplumsal kesimin kazanılmış haklarının gaspından yok saymaya kadar her alanda 60’ların özgürlük çığlıklarını tamamen boğmaya kalkıştılar. Aynı yenilgi dönemi Türkiye’de de çok ağır yaşandı. Ama toplumsal yaşam her şeye rağmen durulmuyor ve bileşik kaplar benzeri bir şekilde, dalgalanmasa bile kıpırdamaya çalışıyordu.

 

İşte böyle bir dönemde ortaya çıkan yeni sesler, bir şekilde 60’lı yılların yeni toplumsal hareketlerine benziyordu. 60’lı yıllar geride kaldığı için ya da Türkiye için daha doğrusu bu yeni seslerin dillendirdikleri gerçekliklerle daha önce yüzleşilmediği için sistem karşıtı güçlerin eleştirileri bile egemen ideolojiden besleniyordu. Eşcinseller bir yana kendi içlerinden çıkan feminist kadınlara bile başlangıçta alışamadılar. Kökünün nerede olduğunu araştırdılar. Oysa kabul edilmese de ortada bir gerçek var. Feministlerin de biz eşcinsellerin de kökleri yaşadığımız bu topraklardadır. Biz eşcinseller uzaydan gelmedik; henüz Avrupa Birliği’ne giremediğimize göre Batı’dan da gelmedik. Hep bu topraklardaydık. 12 Eylül’ün zulmüne travestiler, transeksüeller, kadınsı erkek eşcinseller de uğradılar. Görmezden gelindi; her koyun kendi bacağından asıldı. Biraz ses çıkardığımızda ise sesimiz o bitmez tükenmez hiyerarşiler arasında boğuldu. Şimdi sırası değildi; daha acil görevler dururken! Toplumsal mücadeleler tarihinin o gerçeği biz eşcinseller için de geçerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Sorunların gerçek sahipleri kendi sorunlarına kendileri sahip çıkmadıkça bir şey değişmiyor.

 

Biz Kaos eşcinselleri tam da bu gerçekten yola çıktık. Bizler, köyünden metropolüne bu topraklarda yaşayan eşcinselleriz. Gayler ve lezbiyenler olarak kendimizi keşfetmek, kendimizi başkalarının kalıplarına göre değil kendi istediğimiz şekilde yaratmak için bir araya geldik. Kendimizi yaratırken, eşcinseller olarak kazanacağımız özgürlük alanımız aynı zamanda heteroseksüellerin de özgürlük alanı olacağını düşünüyoruz. Hoş görülmek değil, eşitlerin ilişkisini istiyoruz. İşte bunun için ancak heteroseksüellerle birlikte özgürleşeceğimizi düşünüyoruz.

 

Biz “homoseksüel” değiliz; “marjinal” hiç değiliz. “Nicel”in egemenliğini reddediyoruz; ısrarla ve sürekli altını çizdiğimiz “nitel”in varlığı ve farkı. Toplumsal hareketler, büyük ya da

 

 küçük olabilir. Önemli olan onun ne olduğudur. Kısaca bir “realite” olup olmadığıdır. Biz gerçeğiz ve içinde yaşadığımız toplumun bir realitesi olduğumuzu söylüyoruz. İnsanlık özgürlüğü seçer de cinsiyetsiz bir toplum yaratılabilirse bunca kategoriye gerek kalmayabilir. Belki o zaman, hangi cinsi severse sevsin herkes için bir tek realite yeterli olacaktır: Özgür insan realitesi. Bunu istiyoruz; bunun için eşcinseller ve heteroseksüeller olarak birlikte özgürleşebileceğimizi düşünüyoruz.

 

Kaos eşcinselleri olarak, Türkiye’de ilk defa bir gay ve lezbiyen dergisi çıkardık ve devam ediyoruz. Belki de “marjinal“ insanlar olmadığımız için ancak işsiz, öğrenci, işçi, memur... eşcinsellerle iletişim kurabiliyoruz. Çeşitli organizasyonlarda, üniversitelerde, mitinglerde, sözlü ve yazılı araçlarla insanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Yaşadığımız bu süreci bir tebliğ dönemi olarak adlandırmak doğru olacaktır. Hacettepe Üniversitesi’nde, Ankara Hukuk Fakültesi’nde, Ankara Fen Fakültesi’de, ODTÜ’de söyleşi ve panellere katıldık. Pek çok fakültede arkadaşlarımız tarafından eşcinsellikle ilgili tez, ödev ve seminerler gerçekleştirildi ve etkileşim sonucu hocalar bu konulara açık hale geldiler. Ankara’da yerel bir radyoda bir süre haftalık lezbiyen ve gay kültür programı yaptık.

 

Kaos GL, ilk günden bu yana hiç bir kuruluş ya da organizasyondan maddi destek almadı. Yapmak istediklerimiz ve hayallerimiz çok ama pek çok şeyin de parasız olmayacağı bilinir. İnanıyoruz ki bir gün bir Gay ve Lezbiyen Kütüphanesi, Kültür Merkezi, yayınevi gibi pek çok şey de gerçek olacaktır. Eşcinsellerin ve transeksüellerin çekinmeden ve aşağılanmadan danışabilecekleri bir poliklinik; Eşcinsel Hakları İçin Hukuk Bürosu gibi hayallerimiz de gerçek olacak. Yaşlı eşcinseller için ortak evler, genç eşcinseller için bağımsız psikoloji merkezi... hayallerimiz bitmiyor. Bütün bunların gerçekleşmesi için çaba harcarken aynı zamanda neo-liberalizme teslim olmamak için de mücadele etmemiz gerektiğinin farkındayız. Neo-liberalizm, Kuzey Amerika’da ve Batı Avrupa’da eşcinsel kardeşlerimizin çoğunluğunu teslim alıp yeni tüketiciler olarak sisteme entegre ettiğini biliyoruz. Ama 80’li yıllarda yenilmeyen mi kaldı?

 

Kaos grubu, haftalık toplantılarında sohbetlerle, seminerlerle her şeyi, ama her şeyi tartışıyor. Kaos eşcinselleri olarak ilişkilerimizde yeni bir kanal yaratmaya çalışıyoruz. Grubumuz yalnızca gaylere ve lezbiyenlere değil, transeksüel ve heteroseksüellere de açık.

 

Kaos GL, Türkiye’de, Antakya, Balıkesir, Antalya, Bursa, Adana, Mersin, İzmir, Denizli, Eskişehir, İstanbul ve Ankara’daki çeşitli kitapçılara düzenli olarak her ay ulaşmakta. Ayrıca posta aracılığıyla Türkiye’nin dört bir köşesine gönderilmekte.